21 Ocak 2009 Çarşamba

BİRAZDA TATİL...

Biraz tatil herkese iyi gelir...
15 günlük sömestir tatilimizi sevgili anneciğim e babacığımın yanında Taşucunda geçirmeye gidiyoruz.

Hepinize güzel ve eğlenceli iki hafta diliyorum.

Sevgiler...

18 Ocak 2009 Pazar

TAVUK GÖĞSÜ VE KÜÇÜK KEDİCİK

Öğlen olmuş, biz hala kızımla televizyon karşısında çizgi film izliyoruz. Sıkılınca beni kedicik yapıyor, mırıl mırıl yapıp dizine uzanıyorum. Saçlarımı okşuyor, minik kedicik diyen tatlı sesi ruhumu okşuyor. Canı tatlı birşeyler çekince masada hazırlamış olduğum kayısı, incir, ceviz ve badem tabağına uzanıyor. Bir bademde küçük kediciğe...


Sıkılıyor, bu defa o kedicik oluyor bende anne kedicik. Oturduğumuz yerde yuvarlanıyoruz. Kafamızı kaldırıp pencereye bakınca cama dayanmış içeriye bakan şaşkın sütlacı görüyoruz.

Sütlaç bizim bahçe kedimiz. Terbiyeli, uslu bir kızdır, eh nede olsa elimizde büyüdü.
Ağızdolusu kahkaha, ışıldayan yüzüyle benim küçük kedim sırnaşıp duruyor. Dolabı karıştırmak için hızla mutfağa seğirtiyor, kısa sürede elinde bir dilim tavuk göğsü ile geliyor.
Yalana yalan yiyor... ah birde aneciğim şu tarçınları serpmeseydin


TAVUK GÖĞSÜ

* 70 gr tavuk göğsü ( bana fazla geldi, bence yarısı bile yeterli )
* 3 fincan sübye
* 1 kg yağlı süt
* 1/2 cup şeker ( şekeri ben kendime göre ayarladım, siz azaltıp yada çoğaltabilirsiniz )
* 1 tutam tuz

Hazırlanışı
* Tavuk göğsünü haşlayın. Haşlandıktan sonra soğuk suda birkaç defa yıkayın, hatta ben birkaç saat soğuk suda beklettim.
* Soğuk suda bekleterek kokusunu atan tavuk göğsünü pişmaniye gibi didin.
* Bu arada sütünüzü kaynamaya alın.
* Kaynayan sütü ocaktan alın ve tavuk göğsünü ekleyin. 30 dk dinlendirin.
* Dinlenmiş sütü ocağa tekrar alın yavaş yavaş sübyeyi , bir tutam tuzu ve şekeri ekleyin, sürekli karıştırın.
* Kaynayan sütünüzü ocaktan alın servis tabaklarına dökün ve dolaba kaldırın.
* Tam olarak kıvamını 1 yada 2 gece dolapta dinlendikten sonra alıyor.
* Servis ederken tarçınla süsleyebilirsiniz.
Afiyet olsun...

16 Ocak 2009 Cuma

CHEESECAKELİ KAKAOLU MUFFİN

Biraz ordan biraz burdan laklak, çocukların eğitiminden hırsla, haberlerden ve gündemden kaygıyla bahsedip tekrar dönüyoruz günlük yaşamın uğraşlarına.

Ve hergün yeni birşey ekleniyor hayatıma. Bazen güzel dostlardan iyi haberler, bazen sıkıcı dedikodular ki dinlemek bile yoruyor beni. Bazende yeni hastalıklar..

Bende kulak ağrısı nedir bilmem dememek için hayatıma bunu ekleyiverdim kısa zamanda. Kulağım mantar ve enfeksiyon nedeniyle kısa süreli kullanım dışı kaldı. Doktorumun dikkatli temizlemesi ve şimdi evde ilaç tedavisiyle biraz daha iyiyim. Ama beynime saplanan ağrılar henüz geçmedi.

Ağrılarımdan arta kalan zamanda bende pek sevdiğim iki lezzeti biraraya getirdim. Çikolata ve peynir !

Bu güzel cheesecakeli kakaolu cupcake (muffin) tarifi joyofbaking.com'dan. Sanırım bir süre buradaki tarifleri talan etmeye devam edeceğim.

CHEESECAKE MUFFİN

Malzemeler

1 1/2 cup un ( 210 gr)
1 cup esmer şeker ( 210 gr)
1/3 cup kakao (30 gr)
1 teaspoon kabartma tozu
1/4 teaspoon tuz
1 cup su ( 240 ml)
1/3 cup sıvıyağ ( 80 ml)
1 tablespoon elma sirkesi
1 cimdik saf vanilya

Kremanın malzemeleri

227 gr krempeynir ( ben lor+ Kiri karışımı kullandım )
65 gr pudra şekeri ( tarifte normal şeker kullanılmış )
1 yumurta
1/2 teaspoon vanilya

Hazırlanışı

fırını 170 derecede ısıtmaya başlayalım
Kullanacağınız mufin kaplarını yağlayarak hazırlayalım
Bir kapta un, şeker, kakao, kabartma tozu ve tuzu karıştıralım.
ayrı bir kapta karıştırdığımız su, sıvıyağ, sirke ve vanilyayı yavaş yavaş kuru karışıma ekleyip homojen bir karışım olana kadar çırpalım.
Hamurumuzu bir kenara koyup ayrı bir kapta kremayı hazırlayalım.
Mikserin orta seviyesinde peyniri krema kıvamına gelinceye kadar çırpalım.
Peynirimize şekeri, yumurtayı ve vanilyayı ekleyip iyice çırpalım.
Ben bu aşamada yaklaşık 2 yemek kaşığı kadar krema da ekledim.
Kremamız pürüzsüz olduğunda muffinlerimizi hazırlayabiliriz.
Kalıplara kakaolu hamurdan koyup ortasına kremadan yerleştirelim.
Yaklaşık 20-25 dakika pişirin.

Afiyet olsun..

14 Ocak 2009 Çarşamba

BROWNİ TART

Bir yandan Derin'in anasınıfındaki sorunlarla uğraşırken bir yandan da kendimi yine tatlıların kucağına attım.

Bol kalorili ve içindeki çikolata nedeniyle de mutluluk hormonunuzu ziyadesiyle yükseltecek olan bu browniyi şiddetle tavsiye ediyorum.
Biz bu yumuşak dokulu cevizli çikolata dolgulu browniyi aynı gün çeşitli şekillerde tüketerek tarihe geçtik. Ben içince ceviz parçası oduğu için fazla yemedim, daha çok çikolatalı krema dolgusuna yakın yerleri ele geçirmeye çalıştım. Ama açıkçası meyve salatasının altına browni yerleştirme fikri ile aşkım çığır açtı. Kesinlikle meyvelerin altında hafif bir çikolata sos ve meyve suları ile ıslanmış hali çok güzel.
Bu kadar çikolata yedikten sonra ben sakinleşmiş olmayı bekliyordum. Aslında biraz sakinleşmeye başlamıştım sanırım ? .Ta ki telefonum çalıpta arkadaşımla konuşana kadar. Maalesef o andan sonra hiçbir tatlı beni sakinleştiremezdi, öylede oldu.

Benden size küçük bir tavsiye sakın çocuğunuzu başında idari bir yöneticinin olmadığı, sadece eğitimi ve tecrübesi yetersiz toy bir öğretmene bırakılmış anasınıflarına vermeyin. Eğer verirsenizde sakın toplantılarda eksiklerle, sorunlarla uğraşmayın. Hep herşey güzel deyin yoksa başınız derde girer.

Sonra tatlılara verseniz bile kurtaramazsınız kendinizi cahil güruhunun elinden. Örnek ; ben !

Hala tatlı yapıyorum :)

Bu güzel tarifi Joyofbaking.com dan aldım. Ben uygularken ufak tefek farklılıklar yaptım. Tartın resmini bir ertesi gün sabah çektiğim ve gece sarıp dolapta beklettiğim için ganaj biraz dağılmıştı.
Bu yüzden güzel bir görüntü yakalayamadım.Ama emin olun hem göze hemde miğdeye hitap ediyor.


BROWNİ TART


Malzemeler

1 cup ceviz (110 gr)
14 tablespoons tereyağ ( 200 gr ) küçük parçalara ayrılmış
85 gr çikolata
1/2 cup kakao (45 gr )
1 1/4 cup şeker (250 gr )
3 yumurta
2 teaspoons vanilya
85 gr krem peynir ( ben tatlı lor kullandım )
1/2 cup un (70 gr)
1/4 teaspoon tuz

Hazırlanışı

Önce cevizlerimizi küçük parçalara bölüp 170 derecede ısıtılmış fırında kavuralım.
Tart kalıbımızı ( 23 cm lik ) yağlayıp yağlı kağıt serelim.
Benmari usulü tereyağımızı eritip içine parçalanmış çikolatayı ekleyerek iyice karıştıralım.
Ayrı bir kaba aldığın tereyağlı çikolata karışımımıza kakao ve şekeri ekleyip iyice çırpalım.
Bu karışıma yumurtaları tek tek ve herbirini karışıma iyice yedirdikten sonra ekleyerek Çırpalım.
Vanilyayı ekleyip karışıma yedirelim.
Krem peynirimizi yada lorumuzu ekleyip pütür kalmayacak şekilde çırpalım.
Un ve tuzu ekleyip karıştırdıktan sonra cevizlerimizi ekleyip bir kaşıkla hamurumuza karıştıralım.
Tart kalıbımıza hamuru döküp 30- 35 dk pişirelim.
Tartımız piştikten sonra tele alıp 5 dk dinlendirelim. Kalıptan ve kağıttan çıkaralım.
Krema sıkma uçlarınızdan yararlanarak 3 cm aralıklarla tarta delikler açalım.
Bu deliklere hazırladığımız kremayı dökelim. Eğer döktüğünüz krema emildiyse ekleme yapalım.

Ganaj için ;
55 gr çikolata küçük parçalara ayrılmış.
1/3 cup krema
Hazırlanışı

Küçük bir sos tenceresinde kremanızı ısıtın. Kaynama noktasına gelince altını kapatıp çikolatayı ekleyin ve homojen bir karışım elde edene kadar karıştırın.
Ganajınız pürüzsüz bir görünüm alınca dolapta dinlendirin.

Afiyet olsun

11 Ocak 2009 Pazar

BİR MAKARON, BİR KOSOVA KURABİYESİ, BİR KAKAOLU BEZE

Dün akşam yaptığım tatlılardan kalan yumurta beyazlarımı kullanma vaktimin geldiğine karar verdim.


Bir gayret başladım makaron yapmaya. En son Malatya'da yapmıştım. Gerçi ortaya çıkan "şey" lere makaron demek ne kadar doğru olur bilemiyorum ? Makarondan çok bezenin kumsu dokudaki hali gibiydi.
Malatyadaki deneme bence başarılar kadar öğretici oldu. Birincisi kulandığımız kakao kaliteli değildi, marketten bilindik bir marka almıştık ama normalde asla tercih etmeyeceğim bir markaydı. İkincisi badem ne yaparsam yapayım iyi öğütülemedi. Vee sevgili kardeşimin başına buyruk fırını en düşük dereceyi seçmeme rağmen yüksek ısıya geçtiği için makaronlarım kavrulmuşladı.

Gelelim tarife. Daha öncede makaron yapmış ama tarifi için sevgili Zinnur'un blogunu link vermiştim. Bu defa arşivimde de olması açısından tarifi kısaca vereceğim.
KAKAOLU MAKARONLAR

Hamuru için Malzemeler
100 g pudra sekeri
50 g badem
15 g şekersiz kakao (3 yemek kaşığı )
2 yumurta akı ( oda sıcaklığında )
65 g şeker(5 yemek kaşığı )

Hazırlanışı

* Kavrulmamış bademlerimi sıcak suda ıslatıp önce kabuklarını soyun.
* Bademleri kuruladıktan sonra pudra şekeri ve kakao ile birlikte rondoda çekin.
* Burada rondoda çektiğimiz bademin un haline gelmesine dikkat etmek gerekiyor. İri taneler kalmayana kadar çekmeye devam edin.
* Temiz bir kasede yumurta beyazlarını mikserinizin orta seviyesinde çırpmaya başlayın.
* Yumuşak tepeler oluşunca yavaş yavaş şekeri eklemeye başlayın. Bu arada mikserinizi yüksek seviyeye getirmiş olalım.
* Artık yumurta akları sert ve pürüzsüz tepeler oluşmuş olmalı. Bu aşamada çırpmayı bırakmalıyız.
* Kuru malzememizin yarısını yumurta akına spatula yardımı ile karıştıralım. Çok uğraşmaya gerek yok bu aşamada çünkü asıl ikinci yarıyı eklediğimizde tam olarak karıştıracağız.
* Yumurta akı tek bir renk halini alana kadar kuru malzeme ile karıştıralım. Alacalı görünümden kurtulur kurtulmaz karıştırmayı bırakalım.
* Sıkma kabınıza 1 cm lik uç takıp hamurumuzu içine dolduralım.
* Pişirme kağıdı serdiğimiz tepsimize 2 ,5-3 cm çapında ve aralarında 2 cm uzaklık olacak şekilde hamurumuzu sıkalım.
* Sert bir şekilde tezgaha birkaç defa tepsiyi vurarak olası hamurun içindeki havayı ve makaronumuzdaki sivri uçları düzeltelim.
* Yaklaşık 1 saat tepside makaronlarımızı kurutup üzerlerinin ince bir zarla kaplanmasını bekleyelim.
* 175 derecede ısıtılmış fırında 10 dk pişirin.

Ben 175 derecede 12 dakika pişirince Kosova kurabiyesi elde ettim.

175 derecede 10 dakika pişirince birçeşit beze elde ettim.
160 dereceye fırının ısısını düşürünce sonunda makaronlarıma kavuştum.

Şimdi gelelim kremasına..

113 g küçük parcalara kesilmis cikolata
1/2 bardak ciğ krema
2 yemek kaşığı oda sıcaklığında tereyağı


* Kremayı kaynama noktasına gelene kadar ısıtalım. Ancak kaynamasına asla izin vermeden ocaktan alalım.
* Küçük parçalara ayırdığımız çikolatamızı kremaya ekleyip iyice bütünleşmelerini sağlayana kadar karıştıralım.
* Kremamız hafif ılımış olmalı bu aşamada tereyağını ekleyip karıştıralım.
* Buzdolabında dinlendirelim.

Birbiriyle aynı boyutta olan makaronları eşleştirerek krema sürerek birleştirelim.

Afiyet olsun..

08 Ocak 2009 Perşembe

AYVA JÖLESİNİ NERELERDE KULLANDIK ?

Ayva ve onunla ilgili herşeyden bıktıracağım sizi. Ama evinizde mis kokulu hafif aromalı bu jöleniz varken nasıl onu kullanmadan durabilirsinizki?

Ben jölemi önce hazır jöle gibi şekilli bir kabın içine koyarak dondurma işleminden geçirdim. Sonuç ; hüsran ! . Kesinlikle hazır jöle gibi o kabın şeklini almasını beklemeyin. Almıyor.
Sonra yaptığım ayva tatlısının üzerinde denedim. Bence görüntüsü ve ayva tatlısına kattığı lezzet başarılıydı.
Yılmadım sırf sizler için birde sütlü bir tatlının üzerinde nasıl durur dedim, sonuç hafif akışkan bir yapısı olduğu için kalıptan çıkınca şekil hafiften bozuluyor. Lezzet açısından sorun yok.
İkinci yaptığım jölenin dokusu bana daha koyu kıvamda geldi. Orjinal rengide bence çok güzel. Sanırım elma kabukları kıvamı etkilemiş ?

Kısacası jölemiz bence özellikle kek, peykek ( cheesecake) ve dondurmalı kupları süslemek için ideal. Elinizde bol ayva varsa denemenizi tavsiye ederim.

Sevgiler..

04 Ocak 2009 Pazar

AYVA JÖLESİ

Topladığımız ayvalarla akla gelebilecek herşeyi denedik. Ayvalı tart, turta,yemek,reçel,ayvalı bisküvi topları, ayva jöleli panna cotta ...

Bu bardağın içinde gördüğünüz ilk ayva jölem. İkincisi şuanda tencerede dinleniyor.
Yapımı oldukça basir aslında. İlk olarak bu tarifi Dilek'çe de görmüş merak etmiştim.
Buradaki yapım aşamalarının hepsine dikkat ederek kıvamlı hoş kokulu bir jölem oldu.

AYVA JÖLESİ

Malzemler

Ayva
Su
Reçel yap
Şeker ( ben ekledim, asıl tarifte yoktu)
Limon suyu

Hazırlanışı

Ayvaları yıkayıp temizleyin
Kabuğuklu ve çekirdekli olarak dilimleyip tencereye yerleştirin.
Üzerini kaplayacak kadar su ekleyip yaklaşık 1- 1,5 saat kaynatın.
Tenceredeki ayvaları hiç karıştırmadan 1 g,n dinlendirin.
Dinlenmiş ayvalarınızı süzüp suyunu tencereye alın.
Üzerine şeker ve reçel yap ekleyip bir miktarda limon suyu dökün.
Kaynayıp kıvamını alınca ocaktan alın, temiz bir kavanoza boşaltıp ters çevirin.

Ben renkli olması için çok az gıda boyası ekledim. Ancak ikinci yapışımda gıda boyası eklemedim, birde bu defa elimdeki elma kabuklarınıda kaynayan ayvalara ekledim. Bakalım nasıl bir kıvamı olacak ikinci denememim ?.

İlk denememde ayvalarımtam olarak jöle kıvamında olmadı. Belki daha fazla kaynatmak gerekli ? tam olarak bilemiyorum. Yada jelatin eklemek gereklidir?

Ancak resimde de gördüğünüz gibi kıvamı okadarda akışkan değil. Cheesecake, pasta üstü süsleme ve süslü tatlıların üzerine koyabileceğiniz görüntüsü ve tadı hoş bir sos oldu.


Hepinize afiyet olsun

01 Ocak 2009 Perşembe

ATALARIMIZ NE DEMİŞ !??

Memleketimin herşeyi gibi özlü sözleride kendine has bir nükte ve tat taşır.
Ben küçük bir kızken anneannem ve babaannemin birbirinden ilginç deyim, atasözü ve değişime uğramış kelimeleri ile büyüdüm.

Mesela yıllarca "soytarı" yı ben "zoytarı" olarak bildim. Babannem zoytarı derdi ? "zottirik" mesela ,babannem bunu genelde soytarılık yapmak anlamında falan kullanırdı.
Anneannemin konuşmasını anlamak için özel bir sözlük bile kullanmak gerekirdi. Şaka değil , gerçekten öyleydi.
" sahktekara dedimki ben diyet tepsi istiyom"
Açıklaması ; " sekretere dedimki ben diyet Pepsi istiyorum"
" Tohtor bey tüm cesedim sızlıyo"
Açıklaması; " Doktor bey tüm vücudum ağrıyor"

Ama en güzeli köyde kullandıkları dildi.. Birkere onların gençliğinde kimse manisiz konuşmazmış. O manileri dinleyince insan mest olurdu...Manilerden örnekleri sonra ayrı bir yazıda vereceğim. Ama bu yazının konusu özlü sözlerimiz. Geçenlerde Neşe'nin blogunda gezerken gördüm. Annesinin güzel ve özlü sözlerini yazmış. Mutlaka okuyun derim, ben okurken gülmekten gözlerimden yaş geldi :)

Bu güzel fikri onunda iznini alarak çaldım, -sobe yada mim gibi de düşünebiliriz - blogumda bir devam niteliğinde ekleme yapmayı istedim.

İşte bizden özlü sözler. Bunlar ailemin en çok sevdiği ve kendilerinden birşey buldukları atasözleridir.
Not ;Atalarımız bazen müstehcen kelimeler kullandığı ve burada onları aleni yazamayacağım için yumuşatarak yazmaya çalıştım.

* Bir atı var kırk dötü var. Sevgili abim pek sever bu sözü. Bizde şahsen bu sözde onu bulur gibi oluyoruz. Kendiside envai çeşit işle aynı anda ilgilenip peşinde koşturmaktadır. Özde hepsi sanat olsada sonuçta bu güzel atasözünün anlatmak istediği gibi 40 işte koşturunca hiçbirinde tam olarak yetkin olamıyorsun.

* Katranı kaynatsan olurmu şeker, cinsini öptüğüm cinsine çeker. Burada öptüğüm kelimesi çakmadır. Ama orjinal kelimeyi burada zikretmek nahoş olacağı için sizin hayalgücünüze yada kelime dağarcığınıza bırakıyorum. Bu atasözümüzde kişinin değişemeyeceği ve DNA yapısının kişilikteki önemi anlatılmaktadır.

* Cahille etme sohbet küstürürsün. Silme poponu camkesiği ile kestirirsin. Sevgili kızkardeşimin en sevdiği özlü sözdür. Bu güzel sözümüzde atalarımız bize cahil kişinin cam gibi biryerlerimizi kesebileceği uyarısında bulunmak istemişler. Doğrudur. Kızkardeşim bu konuda bol kesiğe sahiptir.

* Dün boktun bugün koktun. Kendini bilme ile ilgili güzel bir söz. Aman ben oldum diyenlere sıkça kullanılırlar.

* Varışına gelişim, Tarhana aşına bulamaçım. Bu atasözümüzü ben pek severim. Bu atasözü ilk başta size fazla karşılık beklemeyi hissettirip itici gelebilir. Ama aslında anlattığı şey etki- tepki prensibidir. Gayet fizik kurallarına uygun bir sözdür. Mantıklı ve reeldir.

* Yazık, yazığın ...ne kazık. Yahu bende hep müstehcen atalarımızın sözlerini buluyorum. Ama neyapayım ? atalarımız böyle demişse suç benim mi? Şimdi burada atamız hiç lafı gevelemeden küt diye söyleyivermiş. Yok mecazmış yok göndermeymiş uğraşmamış. Sanırım dobra bir zatmış kendisi ? Anlatmak istediği insanlara acımanın kötü birşey olduğudur.

* Ne istiyorsun bacından, bacın ölüyor acından. Bu güzel sözdede krizin memlekette bir iki kodaman ve sırtı sağlam kişi dışında herkesi vurduğu anlatılmaktadır. Krizin teyet geçtiği bir ülkede kullanılması mantıksız olmasına karşın ne olur ne olmaz bilgi dağarcığımızda kalsın. Bakarsınız kriz alimallah gerisin geri dönüp teyeti bodoslama kafa darbesine çevirir !?

* Yavrumun yavrusuu, yarısı yılan yavrusu . Ayy ayyy ayyyy..sevgili rahmetli babannem saçlarımızı okşarken söylerdi. O zaman bu yılan kim acaba ? diye düşünürdük. Sonradan annem birgün " ben hiç ısınamam, yılan gibi buz gibidir elim ayağım" dedide anlayıverdik. Bu güzel sözde atalarımız gelin ve damatın genlerinden şüphe duyduklarını, sevgili torunlarının x yada y kromozomlarında sürüngen familyasından genler olabileceğini anlatmaktadırlar. Tabii nahoş bir söz.

* Harkut oldum. Bu güzel sözde babannemden. Heryerinin ağrıdığı, artık sakat gibi işe yaramaz olduğunu anlatıyor.

* Marazalıdır. Bu güzel sözde kişinin hastalıklı olduğu anlatılmaktadır. Sevgili amcam babamın çocukluğunu ne zaman anlatsa marazalıdır bu der.

* Osturuktan teyyare ,selam söyle o yare. Daha küçük bir çocukken bool bool amcamdan duyardım. O zamanlar amcamın uçak ve gemi mühendisi falan olduğunu sanırdım. Bilirkişi edası ile duruma müdahale eder, küçümseyen bir tavırla bu sözü söylerdi. Anlardınız ki amcam konuya noktayı koymuştur. Konu basit ve üzerinde konuşmak anlamsız demek oluyor.

* Divirimin gaytanı. Sevgili amcamdan bir özlü vede zor bir söz daha. Anlamını net olarak bilmemekle birlikte.Amcam bunuda lüzumsuz işler ve konuşmaları anlatmak için kullanır.

*Ananız dert yesin, yarımşardan dört yesin. Doğumdan sonra pek sık kullandığım bir sözdür. Derin'in artıklarını yedikçe şişmiş, şiştikçe bu sözü söyler olmuştum. Kısaca atamız bize anaların çilesini söylemiş. Cefakar analarımız yemez yedirir giymez giydirir, yavrularına verir o onların artıkları ile beslenir. Ağlayacağım tutmayın beniii..

* Borç yiğidin kamçısıdır. Sevgili babacığım birikim yapmamız için bu sözü bool bool söyler. Korkmayın mal alabilmek için borçlanılır derdi.Taa ki bu psikolojik kriz nedeniyle iş bulamayıncaya kadar. Artık " ayağınızı yorganınıza göre uzatın" diyor. Ayrıca babamın çaat diye kafanıza vurduğu güzel özlü sözleride vardır. Baba bir bağ vermiş oğul bir salkımı esirgemiş, fare dağa küsmüş dağın haberi yok, çöplük ağlarmış köpek üstümde yatıyo köpek ağlarmış çöplük üstünde yatıyom . İlkinde anlayacağınız gibi baba malı mülkü vermiş cimri oğlan babasına kirayı bile koklatmıyor. Diğer özlüsözde ise atalarımız kendi kendine küsüp kaprisin anlamsızlığına işaret etmişler. En son sözümüz bakış açısının nasıl kişiden kişiye farklı olabileceğini yansıtıyor.

* Alıp başımı gidecem dağlara. Anneciğimin sık sık söylediği bir sözdür. Başını asla bulunduğu yerde bırakmaz. Başıyla çeker gider.

* Karamık yeşermiş bağ oldum sanmış, aptal ata binmiş ağa oldum sanmış. Buda anneannemden güzel bir söz . " olmak" ile ilgili en güzel sözlerden biri. Birşey olmakla birşeye sahip olmak arasındaki farkı güzel anlatır.

Ayyy bu kadar özlü söz beni benden aldı.

Şimdilik hoşça kalın.

Related Posts Widget for Blogs by LinkWithin