PASTALAR

PASTALAR
MUSLU,KREMALI,ŞEKER HAMURLU PASTALAR

KEKLER

KEKLER
CHEESECAKE,MUFFİN,CUPCAKE,BROWNIE

KURABİYELER

KURABİYELER
MAKARON,TATLI ÇÖREK,BISCOTTI,TUILLE

TARTLAR

TARTLAR
PAY,BAR,TARTOLET

TAŞUCU'NDA 20 GÜN

12 Şubat 2009 Perşembe

Dünyanın en güzel ve bakir sahillerinden biri sanırım Taşucu'nda ki bu büyük sahil. Sessiz ve doğal kalabilmiş sade bir güzellikle size kucağını açan bu sahilin karşısında Kıbrıs adası size göz kırpar. Her limana gidişimde atlayıp feribotlara gidesim gelir...

Sevmekle birlikte Taşucunda hiç 20 gün kalmamıştım. İlk 5. günden sonra sıkılır kaçarım genelde. Bu defa 5. gün sıkılamadım çünkü gider gitmez annemlerle birlikte gripten 1 hafta hasta yattım. Yaş ilerledikçe bulunduğun mekandan çok kimlele birlikte olduğun önem kazanıyor. Bundan dolayı insan daha zor sıkılıyor, sevdikleri ile olmayı daha fazla istiyor . Bende annemlerle olmaktan pek bir keyifliydim ,ama bir yandan da evimi , internetimi özleyip gitmeyi istedim tabii.


Her öğlen annemle geleneksel sahil yürüyüşümüzü yapıp engin denizlere bakarak sohbetler yapmanın zevkini aldım. Ve her sahile inişimde uysal ve dingin deniz beni kendine çağırdı. Bu sade güzelliğin tabii çılgın rüzgarları ve koca dalgalarıda var. Bereketli bağrında ise besili balıkları, eklembacaklıları balıkçıların keyfini getiriyor. Gerçi sahildde ağ atmak yasak olmasına yasak ancak balıkçıların bu yasağa pek uyduğunu görmedim. Biz sahilde günlük gezintimizi yaparken kıyıya ağlarını çeken balıkçıların avladığı bol kefal ve diğer balıkları inceledik. Annem özellikle mavi bacaklı yengece ilgi gösterdi. Derin ise balıkların üzerine eğilip onlara güçlü olmalarını, onlarını kurtarmanın bir yolunu bulacağını söylesede maalesef balıkçıların elinden kurtaramadı.

Sahideki gezintilerimizi hemen her gün yapıp denizin biz toplayalım diye kıyıya savurduğu deniz kabuklarından da bol bol topladık. Ama dönüş günü koca bir torbayı artık dolduran kabuklarımızı götüremeyeceğimizi anlayıp anneannemize emanet ettik.

Derin için anneannesi ve dedesi ile olmak hemen hemen herşeyden önemliydi. Anneannesi ile birlikte ekmek açıp pişirdi. Birde üzerine dedesi bu ekmeklerin lezzeti bir farklı olmuş canım, bundan sonra hep Derin yapsın benim ekmeğimi deyince bizimki iyiden iyiyye havaya girdi.

Bana gelince, ben Derin'in Çilek kız bebeğine bolca elbise diktim. Hatta kadifeden pantolon ve ceket bile diktim. E tabii biraz uyduruk oldu ama ilk ceket dikişim, olsun artık.
Derin her diktiğim elbiseyi beğenip sonrasında kendisine neden dikmedim diye surat yapınca onada hizmetçi kız kıyafeti diktim. Aman aman ben bilseydim çook önce dikerdim bu önlüğü baş örtüsünü. Bizimki bir sevindiki sormayın.

Hizmetçi kız olmasını engelleyen tek sorunda ortadan kalktı. Artık Kül kedisi gibi hizmetçilik yapabilirmiş. Hatta anneannesinin salonunu vileda ile silip para bile aldı.
Kül kedisi olayını bilmeyen annemler önce ne kadar itiraz etselerde hizmetçilik yapmayı istemesine, sonrasında onlarda pes edip ona yapabileceği işler vermeye başladılar.

İlk haftanın sonunda kıa kardeşim ve ufaklıklar gelince evde birden bire bir hareketlilik başladı. Zamanla emekleyen Deniz'in merdivene çıkma coşkusu, Adanın ilgi çekmek ve kardeşini kıskandığı için yaptığı çılgınlıları, Derin'in dedesini ve anneannesini paylaşmaktan duyduğu ama dile getiremediği kıskançlığı evin ahalisini yordu... En azından beni yordu.
Sonunda Derin hizmetçilikten vazgeçti, ben dikiş dikmekten, annem ekmek yapmaktan...
Bir sabah baktıkki dönüş günümüz gelmiş.

Valizimiz elimizde sevdiklerimiz arkamızda yola düştük...

not: fotoğraf makinamı getirmeyi unuttuğum için telefonumla çektiğim bu fotolara kaldık.

8 yorum:

Tijen dedi ki...

Harika olmuş bu Zehra'cığım. Nasıl tazelenmiş, canlanmışsındır kimbilir.

12 Şubat 2009 19:08
birdutmasali dedi ki...

merhaba zehracığım..
derinin hamurlu oklavalı ellerine bayıldım..
öperim onu ben sarıla sarıla..
sahil..deniz banada çok iyi geldi.
resimden bile olsa huzur var işin içinde.
HOŞGELDİNİZ..
SEVGİLER nUnU

12 Şubat 2009 19:59
Zehra Gürgen dedi ki...

Teşekkür ederim Tijen'cim. Kesinlikle insan kendisini tekrar buluyor böyle yerlerde.
Nunu'cum ben hep denizin insan üzerinde inanılmaz bir etkisi olduğunu düşünürüm. Gerçektende iyileştiriyor.. Derinin o minik ellerinden ççıkan ekmekleri yemek çok zevkliydi. Benide sanırım bu minik eller iyileştiriyor. Hangi anneyi iyileştirip güzelleştirmezki yavrusunun tatlı dokunuşu değil mi?
sevgiler :)

13 Şubat 2009 14:49
downfall dedi ki...

Derin çooook tatlı :) ama nedir bu kızlardaki "mazlum" güzel kız olma sevdası, benim miniğim de "ben çok fakirim di mi anne?" diye soruyo ikide birde ama pembe yanaklıymış di mi :) Ah nasıl kıskandım, yazı Mersin'i, İzmir'i, yollara düşmeyi nasıl özledim...

13 Şubat 2009 15:56
Zehra Gürgen dedi ki...

Yaa işte bunlar hep masalların suçu, benim güzel pembe yanaklıma söyle onun kalbi zengin. Ben yollara düşmekten biraz yoruldum, dinleniyorum. Artık sıra sende :)
öpüyorum miniklerimi ve seni..

14 Şubat 2009 01:14
GELİNCİK MUTFAK dedi ki...

ne güzel bir yermiş...nerede orası? yazmamışsın...kızında mutfağa el atmış sanırım...ellerine sağlık...

14 Şubat 2009 18:16
neseersoy dedi ki...

okurken yaşamış gibi oldum ,anlatımına yüreğine sağlık.
sevgilerimle

21 Şubat 2009 22:44
Zehra Gürgen dedi ki...

Neşe'cim saol :))
beğenmene sevindim, sanırım aileyle olmak herşeye iyi geliyor :)

sevgiyle kal canım :)

22 Şubat 2009 00:00
 

2009 ·cafederins by TNB