Çok eski zamanlarda sert rüzgarların şekillendirmeye yeni başladığı bu dünyada, heryere ve herkese yabancı küçük bir kız yaşarmış.
Kara gözlü, kara saçlı, dağ keçisi bakışlı bu küçüğün tek varlığı koynuna alıp uyuduğu, sarı üzerine kahve çizgili postuyla yanında uzanan kedisiymiş.
Onun hikayesi başlangıca dair sırları aralamayı gerektirdiği için zor ve tehlikeli yollarda cesaret istiyormuş. Ama bizim gönlümüz geniş, cesaretimiz tam. Mevsimlerden yola düşme vakti gelmiş madem, bizde dökelim tüm bildiğimizi bu yolda.
Unutulan Yolculuğu
Kapı çalınca telaşla koştu, gecenin bu vaktinde hemde böyle sert bir fırtınada gelen kim olabilirdi?
Hafifçe seslendi kulağını tahta kapıya dayayarak;
"Kim o ?"
"Bir yolcu, bir misafir" dedi incecik, soğuktan titreyen bir ses.
Kadın kapının diğer yanında, kulağı tahta kapıya dayalı düşündü.Bir çocuk sesi olduğundan emindi,ama gecenin bu vaktinde küçük bir çocuğun dışarda işi neydi? bu iyice onu meraklandırdı. Heyecanla açtı kapıyı ama sadece kafasını dışarı uzatacak kadar.
Elindeki mumun zayıf ışığı rüzgarı hissedince yaprak gibi titredi. Gözleri aşağı kayınca kapının eşiğinde büzülmüş yamru yumru, çula çaputa sarılı, yüzünde sadece gözlerinin akı görünen çocukla göz göze geldi.
Kapıyı iyice araladı, şaşkın bakışlarıyla misafirinin içeri süzülüşünü izledi. Çocuk koşarak ocağın kenarına ilişti.İşte o zaman koca göbeği diye düşündüğü şey kıpırdayıp bir hamlede zıpladı ocağın önüne.
" Ayyy ! aman kediymiş " diye haykırdı kadıncağız korku ve şaşkınlıkla.
Kız beyaz dişlerini gösteren koca bir gülüşle sırıttı. " Benim kedim, korkmayın yaramazlık etmez."
"Hadi bakalım misafir, kedinde kalsın bakalım. Üzerindekiler ıslanmış çıkarda sana kuru birşeyler vereyim."
Kızın o sıcak gülüşü sadece o an bir göründü bir kayboldu.Ama sıcaklığı kadının içinde birşeyleri ısıtmaya yetmişti.
Kadın hımbıl hımbıl yürdü odanın bir köşesine. Ağzı sürekli kıpırdıyor ama kız hiç ses duymuyordu bu ağızdan dışarı çıkan.
Evin içi sıcak ve kasvetliydi. Küçük bir odadan ibaretti. Duvarda bir bez parçası yüklüğü gizliyordu. Burada yaşlı kadının bir iki öteberisi dışında bir kat döşeği ve battanyesi vardı. Elini uzatıp biraz yüklüğü karıştırdı. Döndüğünde elinde bir kumaş vardı.
Küçük kız, üstündeki çuvaldan bozma boz ıslak bezi atınca, zayıf kemikleri ve kara vücudu ile pekbir zavallı geldi kadına. Elindeki yün içgiyimini hızla kızın kafasından geçirdi. Isıtmak ister gibi elleriyle sırtını oğuşturarak oturttu kızı ocak önündeki daimi minderine. Kendisi de karşısına geçip bağdaş kurdu.
Hemen yanında ocağın köşesinde küçük helkesinde hala sıcak buğusu etrafa yayılan soğan çorbası vardı. Kalkıp, ocağın üstünde yamuk duvara açılmış delik benzeri rafından bir çanak aldı. İçine bolca çorba koyup misafirine uzattı.
Kedi kuyruğunu sallayarak geldi kızın dizlerine sürtündü. "Açlık" dedi kadın açlık...Beze sarılı ekmeğinden kocaman bir parça kopardı. Kıza büyükçe bir dilim, kedi için çorbadan ufak bir damla dökülmüş küçük bir dilim verdi.
Karşısında küçük misafirleri iştahla yiyorlardı yemeklerini. Neden sonra farketti ki tüm soruları unutmuş, karın doyurmaya adamıştı kendisini. İyi ama bu kötü havada gelen bu kız kimdi?
Sorular çoktu ama şimdi dedi kadın bırakyım rahat rahat yesin yemeğini. Belliki uzun zamandır açtı. Küçük kız gözlerini kaseden ancak çorbası bitince kaldırdı.Sıcak, uykulu, mahmur gözlerle baktı. Kedi sahibinin dizlerine sürtünüp kendine rahat bir yer arandı. Kadına göre küçük, çocuğa göre büyükçe kalan minderde bir kedi ile bir çocuk birbirlerine sığınmış uyuyorlardı.
Sessiz ev mırıl mırıl uyuyan bu zahmetsizmisafirlerin nefesiyle dolmuştu. Kadın sorularını yarına bıraktı. Kalkıp çocuğun üzerini örttü.
Bir gün bitmiş ,yeni günün başlamasına ise çok az bir zaman kalmıştı.
"Devamı var mı? olabilir"


7 yorum:
Devamı olsun Zehra'mmmm..Bu ne güzel masalmış böyle..Hayranım sana,kızına,pasta ve çöreklerine..şimdi de masallarına sanırım..Kocaman öpüyorum sizi tatlım..Sevgiler..
9 Ekim 2009 10:37Harika anne Derin çok şanslı kocaman öpüyorum...
9 Ekim 2009 11:09Canım sana birşey sormak istiyorum devamını okuyunu nasıl yapıyorsun bana anlatabilirsen çok sevinirim öptüm...
9 Ekim 2009 12:16Zeharacım devamı hemen olsa olurmu...
9 Ekim 2009 18:21gülüm çok teşekkür ederim, aslında uzun zaman oldu yazalı, beğenmene çok ama çok sevindim :)
9 Ekim 2009 22:35Derya'cım Seda'cım çok teşekkür ederim.Bakalım, devamını kızıma anlattım ama yazmadım :)
Deryacım sorunun yanıtını yollayacağım.
sevgiler..
devamı olsun, çok güzelmiş Zehra
14 Ekim 2009 19:12bekliyorum, bize de anlat...
15 Ekim 2009 07:23Yorum Gönder