31 Aralık 2008 Çarşamba

HOŞGEDİN 2009 !!!

Dilerim bu yeni yıl tüm dünyaya BARIŞ, DOSTLUK, MUTLULUK getirir.

Dilerim 2009 yılı hepimize ağız dolusu kahkaha , sağlıklı ve başarılı günleri yanında getirir.

Sevgiler...

28 Aralık 2008 Pazar

AYVAYA DOYAMADIK !

Evde daha iki torba dolusu ayva var. Onlarla ilgili bir iki planım var. Geçen gün soyup suda haşladıklarımla yine tart yaptım. Evdekiler ençok bunu seviyor. Tart hamurunun o hafif tereyağlı kumsu yapısı üzerinde yumuşacık ipek gibi kreması ve en son üzerine ceviz parçaları serpilmiş hafif mayahoş tadı ile ayvalar.

Daha önce yaptığım kremalı ayvalı tart ile aynı tarif.Sadece hamur ve kremayı 1,5 ölçü yaptım.
Dikdörtgen kalıpta yaptığım tartı kızımın okul arkadaşının annesi, benim bir zamanlar iş arkadaşım Aylin'ciğime giderken götürdüm. Hepbirlikte sohbet eşliğinde çayımızın yanında yedik.
Küçük turtaları evdekilere yaptım.Maalesef yaparken fırınlama esnasında sohbete daldığım için 2 turta telef oldu. Diğerlerini üstleri biraz fazla pişmiş bir şekilde kurtardım. Kalan kremayı ayvaların içlerine doldurup cevizle süsleyip ikram ettim. Bu şekli ile bile çok beğenildi.
Şimdi sırada ayva jölesi yapımı var...Az sonra !

27 Aralık 2008 Cumartesi

PANNA COTTA

Durdurak bilmeyen tatlı iştahımız sayesinde bu güzel hafif İtalyan tatlısınıda denemek kısmet oldu.

İlk denemem beni pek mutlu etti. Bence oldukça hafif ve güzel bir tatlı. Ama bir daha ki denememde panna cottayı farklı lezzetlerle birleştirmeyi düşünüyorum.
Evdekiler panna cottayı sanırım pek sevmediler. Sanırım diyorum çünkü hiç yorum yapmadılar.
Derin önce hevesle atıldı, bir kaçık aldı ve gerisini bıraktı. Kazandibi seven birini kesmedi tabii...
Eee bizde kesinlikle kazandibinin lezzeti ile boy ölçüşebileceğini söylemedik.
Bu tarif yine severek takip ettiğim bloglardan biri olan Evcini'ne ait. Linke tıklarsanız buradan da tarifi alabilirsiniz. Ben üzerine meyveli sos yapmadım ama süsleek ve hafif bir tat vermesi için kuşburnu marmeladımdan tabağın kenarlarına döktüm.
YOĞURTLU PANNA COTTA
Malzemeler

200 ml. süt kreması
1/2 su bardağı (cup) süt (125 ml.)
1/2 su bardağı (cup) toz şeker (112.5 gr.)
2 tatlı kaşığı (tsp) toz jelatin
2 yemek kaşığı (tbs) su
3/4 su bardağ (cup) süzme yoğurt (190 gr.) (bennormal yoğurdu bezden geçirip kullandım)
1/2 tatlı kaşığı rendelenmiş limon kabuğu (Vanilya, damla sakızı gibi lezzetlendiricilerle de yapılabilir.) ( ben portakal kabuğu rendesi kullandım)
1 yemek kaşığı toz şeker
1 yemek kaşığı su
1/2 su bardağı yabani meyve, taze veya donmuş ( ben üzerine meyveli sos dökmedim ama kesinlikle yakışacağından eminim )

Hazırlanışı

Küçük bir sos tenceresinin içine sütü, kremayı koyun.
Orta ateşte, tel çırpıcıyla karıştırarak ısınana kadar pişirin.
Ocağın üstünden alın ve içine toz şekeri ekleyin.
Şeker eriyene kadar karıştırın.
Küçük bir bardağın içine 2 yemek kaşığı suyu ve 2 tatlı kaşığı toz jelatini koyun.
Jelatin tamamen eriyene kadar karıştırın. Dikkat edin topaklanmasın.
Bu jelatinli karışımı; süt, krema ve şekerden oluşan karışımın içine dökün. Yine karıştırın.
Son olarak süzme yoğurdu ve rendelenmiş limon ( portakal) kabuğunu ekleyin.
Tel çırpıcıyla çırpın.
Hazırladığınız panna cotta'nızı 4 adet küçük bardağa eşit olarak paylaştırın.
Buzdolabına koyun ve 5-6 saat, iyice soğuyana kadar bekletin.

Üzeri için: Küçük bir sos tenceresinin içine 1 yemek kaşığı suyu ve 1 yemek kaşığı şekeri koyun. Kısık ateşte şeker eriyene kadar fıkırdatın. Meyveleri içine katın. 2-3 dakika daha pişirin. Bir kenarda soğuması için bekletin.
Panna Cottalarınızı servis ederken meyveli sosla süsleyebilirsiniz.
Afiyet olsun..

25 Aralık 2008 Perşembe

AYVALI KREMALI TART VE YOĞURTLU KURABİYE

Evde herkes tatlı krizine tutulmuş durumda. Buzdolabını açıp tatlı arayışlarımız sürerken bahçedeki ayvaları değerlendirmeninde tam zamanı geldi.

Bu küçücük bahçede yanyana iki ayva ağacımız gübresiz, ilaçsız meyvelerini dolu dolu veriyor bize. Tek sıkıntı çabucak kurtlanması. Ama kurtlu kısmını attınmı enfes bir ayva yiyebilirsiniz.

Ayvalarımızla neler yapabileceğimize şöyle bir baktık. Eşim ayvalı et yemeği yaptı. Et yemeklerinde ayva kullanmayı çok sever. Ben bir kısmını hoşaf yaptım. Bir kısmı ile de ayvalı tart yaptım.
Ayvalı tart tarifi Kibelesofrası'ndan . Çok hafif ve lezzetli bir tart oldu. Tarife sadece birkaç değişiklik yaptım. Ayvalara üzüm, ceviz ve tarçın ekledim, hatta evdeki yarım armut ve elmayıda üzerine rendeledim. Ayvanın hafif ekşimsi tadını yumuşattı bence bu karışım.
Ayvalı Kremalı Tart
Malzemeler
tart için:
175 gr un (6 türk fincan un)
60 gr toz şeker ( 4 çorba kasıgı)
75 gr tereyağı ( 4 çorba kasıgı)
3 yumurta sarısı
bir tutam tuz
1 paket vanilya

kreması için:
2 su bardağı süt
1 çorba kaşığı nişasta
1 çorba kaşığı un
1 yumurta sarısı
1 paket vanilya
1 tatlı kaşığı sıvıyağ (ben 1 tatlı kaşığı kadar tereyağ kulandım )
1 çay kaşığı tarçın.( bunu kullanmadım)
Hazırlanışı
Tart kalıbınızı yağlayın
Hamur kabınızda tart malzemelerini karıştırarak yumuşak bir hamur yapın.
Hamuru 20 dk buzdolabında dinlendirdikten sonra üzerine rendeleyeceğiniz kadar hamuru ayırın.
Kalan hamuru unlu tezgahta açıp tart kalıbınıza yerleştirin.
Üzerine çatalla birkaç delik açıp fırınlayın. 185 derecede 30 dk pişirin.
Ayvaları soyup yıkadıktan sonra tencerede şekerle suyunu çekene kadar pişirin.
İçine arzu ederseniz karanfil ve vanilya ekleyebilirsiniz.Ben eklemedim. Ilıyana kadar bekleyin.
Sos tencerenizde krema için yumurta sarısı,un,nişasta,şeker ve süt iyice birbirine yedirin.
Sürekli karıştırarak pişirin ve kıvama gelince 1 tatlı kaşığı tereyağ ekleyin.
Pişen tartınızın tabanına evdeki herhangi bir reçeli sürebilirsiniz. Ben mango reçelinin suyunu sürdüm.
Üzerine ılık krema ve ayvalı içi yayın. Önceden ayırdığınız hamuruda üzerine rendeleyip tekrar 185 derecede üzeri kızarana kadar pişirin.


Gelelim Yoğurlu Kurabiyeye. Tarif Portakal ağacından. Çok yumuşak ve hafif bir kurabiyeniz oluyor bu tarifle. Ama bizim evdekiler fazla kuru buldular. Bende üzerlerine artan yumurta akları ile yaptığım bezelerden koydum. Ama yinede kuru olmuş eleştirisinden kurtulamadım. Ama ben çok beğendim. Özellikle bir sonraki gün daha bir güzelleşti tadı.
Tarifte yaparken yine ufak tefek değişiklikler yaptım. Yanlarına not olarak yazacağım.
YOĞURTLU KURABİYE
Malzemeler:
1 paket margarin, oda sıcaklığında ( 100 gr terayağ kullandım)
2 kahve fincanı toz şeker ( 3 kahve fincanı tozşeker kullandım )
2 kahve fincanı yoğurt
1 kahve fincanı ayçiçek yağı (1,5 kahve fincanı sıvıyağ kullandım )
2 yumurtanın sarısı
2 paket kabartma tozu ( 1 paket kabartmatozu kullandım )
aldığı kadar un (15-16 kahve fincanı)
üzerine:
2 yumurtanın akı
toz şeker (ben esmerşeker kullandım )
Hazırlanması:
Kurabiye hamuru için tereyağ, 3 kahve fincanı toz şekeri, 2 kahve fincanı yoğurdu, 1,5 kahve fincanı ayçiçek yağını ve 2 yumurtanın sarısını karıştırın.
Karışımın üzerine önce Kabartma tozunu ekleyin.
Unu azar azar ekleyerek karışıma yedirin ve yumuşak bir hamur yapın.
Hamuru yaklaşık 10 dakika yoğurun ve üzerine bir bez kapatıp 5-10 dakika dinlendirin.
Fırın tepsisini çok hafif yağlayın yada yağlı kağıt serin.
Fırını 200C'ye getirin.
Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp elinizle şekil verin. (yuvarlak veya elips) Kurabiyeleri tepsiye dizin.
Üzerlerine yumurta akı sürüp toz şeker serpin.
Isınmış fırında üzerleri hafif pembeleşene kadar (yaklaşık 15 dakika) pişirin.
Afiyet olsun

21 Aralık 2008 Pazar

BİR DOLAP BİR YOLLUK BİR ANI

Bu güzel yağmura doymamış Pazar sabahıda kendimizi ev işlerine verdik.

Önce kısa ama güzel bir kahvaltı yapıp gücümüzü topladık. Sonra aşkımın yeni bitirdiği sedirli dolabı yatak odamıza taşıdık.Sıkış tıkış olan diğer dolaplardaki bazı eşyaları alıp bu dolaba transfer ettim. Böylece ev biraz daha rahatladı.
Bu arada eşyalar arasında rahmetli anneannemin benim için yaptığı küçük yolluğu buldum. Ne gariptirki kızımında aynı anda ilgisini çekti bu küçük gösterişten uzak yolluk. Onu anneannem ölümünden çok kısa bir zaman önce bitirmişti. Bu yollukla birlikte benim için bir küçük bohça hazırlamıştı ama verememişti. Ölümünden sonra evinde buldum o küçük bohçayı. İçinde kullandığı baş örtüleri, yemeniler, renk renk oyalar, puşiler vardı. Bu bohça ve küçük bir vazoyu hatıra olarak aldım evinden. Ondan geriye bana birkaç baş örtüsü, bir küçük el örgüsü yolluk, parça kumaşlardan yaptığı küçük bir yastık kılıfı ve düğününde giydiği üç beşlisi kaldı.

Anneannem sessiz ve içine kapanık bir kadındı. Çok genç yaşta eşini kaybetmiş ve bu acı onu hayata bir anlamda küstürmüştü. Altı çocukla koca bir kentte yaşam kavgasına girişmiş, birtek eşiyle yaşadığı güzel ama kısa yılların anıları ile avunmuştu.

Turuncu saçlı, armut vücutlu , yanık sesli bir kadındı. Yaz kış üzerinde hırkası olurdu.
Yaptığı güzel çörekleri , sirkesiz, limonsuz turşu vurması ve yorgan sırlaması meşhurdu.

Ölene kadar dedemi sevdi. Geçmiş günleri yani dedemle geçirdikleri günleri anlatırken birden bakışları, yüzü hatta sesi bile değişirdi. Bazen karşımda 15 yaşında genç bir kız görürdüm, yavuklusu ile aşkını anlatırken yanakları pembeleşip gözleri buğulanan.Her akşam rüyasında istisnasız o'nu görürdü. Orada onu beklediğini ve ahirette kavuşacaklarına inanırdı. Bir gün çok üzgün geldi bize ,yüzü asık ve mutsuz görünüyordu. Bana dönüp " Zöhra bana bi fal bak" dedi. Çok şaşırmıştım. Biraz üzerine gidince gözyaşları ile karışık derdini anlattı. Dedem bir iki yıl önce ölen bir köylümüzle evlenmiş ve bu kadından da üç tane çocukları olmuş. Artık onu beklemediği için gözyaşı döküyordu. Biraz konuştuk, ben üniversitedeyim o zamanlar dalgaya aldım tabii bu durumu. Benim için ölmüş birini yaşıyormuşçasına sevip onunla ilgili umutlar taşımak o zamanlar komik ve anlaşılmazdı.

Ama anneannemdeki inanç öyle böyle değildi. Kendini toparladı, yüzünde kendinden çok emin bir ifade ile bana dönüp " amaan, olsun ben yanına gidince bi türkü söylerim o zaman o kadını bırakır bana döner. Benim sesime aşıktır o, dayanamaz..." dedi. Yüzümdeki tüm alaycı gülümseme yok olmuştu. Bu tuhaf aşkta bir şey vardı, beni bile sarsan. " O seni görünce dayanamaz, merak etme o kadını terk eder" dedim.

İnanıyormuydum o zaman bu söylediklerime ?

Ne önemi var ki , anneannem inanıyordu.

20 Aralık 2008 Cumartesi

KAKAOLU MAYALI KEK


Derin yazdan beri parti vermek istiyordu.Bende bir türlü koşturmacadan yapamamıştım.Sonunda İzmir'de gök delinmiş bırakın bardağı, kovadan boşalırcasına yağmurun yağdığı bugün kısmet oldu ve okul arkadaşlarımızı evimizde ağırladık.
Kızlar neşeyle bir Derin'in odası bir salon arasında neşeli çığlıkları ile koşturup oynarken biz anneler ilk defa hepbirlikte olmanın keyfini çıkardık.
Benim için özellikle çok güzel birgündü. İzmir'de yaşamaya başladığım günden beri ilk defa gerçekten sosyalleştim. Yeni insanlar tanıdım ve bu güzel kadınlarla çok hoş ortak yanlarımız var. Kızlar için ayrılık vakti geldiğinde zor oldu ama inanın benim içinde zordu. Kalsalarda biraz daha sohbet etsek diye gözlerinin içine baktım.
Misafirlerimiz için fazla birşey yapamadık. Çünkü benim dalgınlığım nedeniyle un almayı unutmuşuz. Bu nedenle iki çeşitle yetindik. Fotoğraflarda gördüğünüz gibi pek net değil. Daha önceki havuçlu kektede aynı sorunu yaşadım.Acele ile çektiğim için hiç hoş fotoğraflar elde edemedim.ama söz bu fotoğraf işini halledeceğim.
Çok sevdiğim Portakaağacı'nda ilk defa görüp denediğim Mayalı kek'in kakaolusunu yaptım.
Aşkım'da benim için yalancı su böreği yaptı. Ellerine sağlık Aşkım. Enfes olmuştu !

Gelelim tariflere..
KAKAOLU MAYALI KEK
3 su bardağı un
1 yumurta
1/4 bardak sıvıyağ
1 çay kaşığı kabartma tozu
1 yemek kaşığı kuru maya
bir fiske tuz
3 yemek kaşığı süt tozu ( evde yoktu, 1 yemek kaşığı süt ekledim)
1 kahve fincanı toz şeker
bir su bardağı ılık su
ayrıca:
Hamur toplarını bulamak için esmer şeker ve kakao, hamur toplarının içine damla çikolata,dut ve ceviz yada sizin tercihinizde olan herhangi bir çerez...
Hazırlanışı
Una su hariç tüm malzemeyi ekleyip suyu azar azar ekleyerekyumuşak bir hamur yapın. ( suyu birden ekleyince cıvık bir hamur olabliyor bu defa un ekleyerek toparlamak gerekebiliyor)
15 dk dinlendirdikten sonra küçük parçalar alarak içine dut,ceviz ve damla çikolatadan koyup yuvarlayalım.
Genişçe bir kasede kakao ve esmer şekeri karıştırın.
Hamur toplarını bu kakaolu karışıma bulayarak yağladığınız kalıbınıza dağınık yerleştirin.
Artan ceviz,dut ve dala çikolatayı kalıba dağıtın.
30 dk mayalandırdıktan sonra 160 derecede 30 dk pişirin.
Kekiniz soğuduktan sonra üzerine ısıttığınız 200 ml kremada erittiğiniz çikolatıyı dökerek servis edebilirsiniz.
Afiyet olsun.

17 Aralık 2008 Çarşamba

HAVUÇLU CEVİZLİ KEK

Havuçlu cevizli keki ilk defa denedim. İlk defa yapmama ve başına bazı ufak kazalar gelmesine rağmen lezzetli ve yumuşak bir kek oldu. Bu kış günlerinde yanında güzel bir nescafe yada sütle
zevkle yenebilecek bir kek.
Ben keki yaparken ilk 20 dk dan sonra eşime kürdanla kontrol etmesini söyleyerek üst kata çıkma hatasını yaptım.aşağı indiğimde fırın sönmüş , kapağı açık bir halde içinde de henüz pişmemiş kekim duruyordu.Eşim keki çıkar anlamış !?
Böylece kekim kısa bir ara serinleyip tekrar fırına girdi.Buna rağmen gayet güzel kabarmıştı.

HAVUÇLU CEVİZLİ KEK

4 yumurta
1 su bardağı şeker
1 su bardağı havuç
1 su bardağı çekilmiş ceviz
2 su bardağı un
1 paket kabartma tozu
1 tatlı kaşığı tarçın

1 tatlı kaşığı zencefil
1/4 su bardağı sıvı yağ

HAZIRLANIŞI

Şekerle yumurtaları iyice çırpın.

İçerisine sıvıyağ, havuç ve cevizi ekleyip çırpmaya devam edin.

Başka bir kapta un, kabartma tozu,zencefil ve tarçını eleyin

Unlu karışımı yumurtalı karışıma ekleyip homojen bir hamur haline getirin.

Tereyağla yağladığınız kek kalıbınıza hamurunuzu boşaltarak 175 derecede 35 dk pişirin.

Soğuyunca üzerine pudraşekeri dökerek süsleyebilirsiniz.

Afiyet olsun

15 Aralık 2008 Pazartesi

SÜTLÜ TATLILARIN ŞAHI KAZANDİBİ

Malatya'da "pide fırını" adında fırınlar var.Ancak bunlarda bildiğimiz normal beyaz ekmek yapılmıyor. Daha çok pide, katmer,lavaş gibi unlu mamüller ve ev hanımlarının fırında pişirmek istedikleri yemek,güveç,börek vb gibi yiyecekler pişiriliyor.
Kaldığım süre boyunca daha önce yazdığım gibi çarşıya bir defa gidip gezdim. Merkezde camiinin olduğu yerde bir çarşı var. Bakır, gümüş tepsi, şekerlik, tava vb gibi şeyler ve her çeşit pestilin satıldığı dükkanlar var. Daha da bi sürü değişik şey satan dükkan vardır ama ben ancak o kadarını gördüm. O kısa sürede sadece yapacağımız kazandibi için alüminyum tepsi alabildik. Pestili sonra alırım diye düşünmüştüm ama maalesef sonra gitmek kısmet olmadı.

Size yaptığımız kazandibinin fotoğrafını koyacaktım ama maalesef birileri silmiş. Bizede hayal etmek kalıyor tabii bu durumda? ( Neyse pastörize sütle yaptığım kazandibinin fotoğrafını buldum artık onunla yetineceğiz napalım )

Derin ciddi bir kazandibi sever olduğu için çok sık deniyorum. Yapıyorum demedim dikkatinizi çekersem. Deniyorum , neden ? çünkü Derin yaptıklarımı tadıp Özsüt'ün yada Hasan usta'nın kazandibisine benzemiş mi benzememiş mi fikirlerini sunup beni daha iyisini yapmam gerektiğine ikna ediyor. Enson Malatya'da yaptığıma tam not verdi.

Bunca denemelerimden sonra affınıza sığınarak yaşadığım tecrübelerden edindiklerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

1 Asla pastörize sütle yapmayın. Bu tatlı kesinlikle pastörize sütü affetmiyor. Biz Malatya'da inek sütünden yaptık. Önce uzun uzun kaynatık.Sonra tatlı yapmak için bir daha kaynattık !?

2 Bir gece önce sübyenizi yapmak için hazırlığınızı yapın.

3 Alimünyum tepside yapın. Diğerlerinde altını iyi yakmanız çok zor oluyor.

4 Kazandibinin altını şekerle değil sübye ile yakmayı deneyin.


5 Bu tatlı durdukça güzelleşiyor. Ona mutlaka 2 gün müsaade verin.

Gelelim Sübye yapımına;

1 bardak pirinci 1 bardak suda 1 gece bekletip ertesi gün rondoda boza kıvamına gelinceye kadar öğütün. Bu öğütme kısmı asıl zor olan yanı. İyice öğütünce elinizde boza gibi bir kıvamı olan içinde hiç tanecik yada pütür olmayan bir sıvı kalacak. Bunu bir süzgeçten geçirip olası kalmış olabilecek pirinç taneciklerinden de kurtaralım.
İşte sübyeniz hazır. Bunu muhallebide, kazandibinde artık canınız hangi sütlü tatlıda isterse kullanabilirsiniz.

KAZANDİBİ

1 kilo süt
4 yemek kaşığı buğday nişastası
4 yemek kaşığı sübye
1 su bardağı süt

Hazırlanışı

1 kilo sütü kaynatıp, kaynamaya başlayınca şekerini ekleyip iyice karıştırın.

Başka bir kapta nişasta ve sübyeyi karıştırın. İçine kaynayan sütten ekleyerek nişastanın erimesini ve topaklı yapıdan çıkmasını sağlayın.

Erimiş sübyeli karışımı şekerli sütümüze hızlıca karıştırmaya devam ederek ekleyelim.
Muhallebi kıvamına gelen sütümüzün altını kapatalım.
Küçük bir kapta kalan sübyemize 1 kepçe muhallebi ekleyip karıştıralım.
Alimünyum tepsimize bu sübyeli karışımı döküp tüm yüzeye yayıp ocakta iyice hertarafı eşit olacak şekilde yakalım.

Üzerine kalan muhallebiyi döküp ocaktan alalım.
Soğuduktan sonra buzdolabında en az 1 gece dinlendirip servis edelim.

afiyet şeker olsun

14 Aralık 2008 Pazar

MALATYA MALATYA YOKTUR BENZERİN !

Malatya'nın benzeri var mı yok mu bilemem. Ama orada öylesine çok sevdiğim insanlar varki benim için onların benzeri yok.
Bayram öncesi kızımla biliyorsunuz Malatya'ya bacımı görmeye gittim. Benim gezi tarihimdeki en uzun misafirliğimdi. 15 gün kaldım hemde 7 aylık bir bebek, 2 ve 5 yaşında birer çocuğun olduğu curcuna bir evde !?
Gerçekten benim için bir rekordu. Ama her anı çok güzeldi.Gelelim neler yaptık bu 15 gün zarfında ?
Kardeşim Malatya'ya bu yaz taşındı, çok büyük bir daire tutmuşlar. Yerden ısıtmalı olmasına karşın en üst katta olmaları nedeniyle fazla ısınamıyor ev . Büyük olması iyi ama evde iki küçük çocuk olduğu düşünülürse dağılan alanda büyük oluyor tabii toplanacak alanda...
Gittiğim gün hava pek güzeldi hemen hazırlanıp çarşıya gittik. Ezgi Malatya'yı gezdirme konusunda çok kararlıydı. Ama üç çocukla gezmek keyiften çok eziyete dönüşünce bu sevdadan vazgeçtik. Gerçi ben Malatya'yı gezmeye gitmemiştim.Giderkenki tek planım evde ayaklarımızı uzatıp oturmak ve uzun uzun sohbet etmekti. Çocuklara rağmen bu söylediklerimi yapmak kolay olmadı tabii.Bizde onlar uyuktan sonra gece yarısı oturup sabah ezanına kadar sohbetler ettik. O kadar uzun zamandır başbaşa konuşamamıştık ki bana ilaç gibi geldi. Öleki birkaç saatlik uykuyla günü keyifle geçirebildim.

Yiğenlerimle ilgilenmek eğlenceliydi, Ada yapı olarak çok sevecen ve cana yakın bir çocuk. Henüz anne babanın ilgisine muhtaç olduğu bir dönemde bir kardeşi oldu.Bu onun için eminimki çok zor bir durum. Sevmek zorunda kaldığı bu küçük kızı arada hırpalamaktan geri kalmıyor. Küçük hanım ise küçük yaşta kendisini koruma yöntemlerini geliştirmiş. Mesela Ada salona geldiği zaman hemen susuyor ve abisini izliyor. Yanına yaklaştığı zamanda yaygarayı koparıyor.

Bayramda bolca kazandibi yaptık. Ali yağlı inek sütü getirdi.Aman ne enfes oluyor normal sütten. Pastörize sütten olmuyor sütlü tatlılar.Birkez daha bunu gördüm. Ezgi'ye sübye yapmayı ve sübyeyle kazandibinin nasıl yapıldığını öğrettim. Maaşalla onunda eli marifetli pek güzel yaptı tatlıyı. O yaptı çocuklar yedi ( yani biz yemedik ) . Biz şöyle azıcık ucundan tadına bakıverdik :))

Bir akşamda hadi bize bir arnavut böreği aç dedim. Hiç ikiletmeden açıverdi hemen. Ezgi'nin eli hamur açmaya çok yatkın. Ben öyle kolay açamam hamuru. İncecik incecik açtı hamurları bize enfes peynirli arnavut böreği yapıverdi. Biz böyle hergün homini gırtlak yapıp yedik ama kilo almadık. Nasıl oldu bu bilemiyorum ama ben 1 kiloda vermişim.
Bu güzel tatil bana çok iyi geldi. Hele Ada ile aramızda geçen diyaoglar unutulmaz.
Sevgili Ezgi ve Ali beni çok güzel ağırlayıp çok mutlu ettiler. Onlarla olmakta beni mutlu etti.
Geçmiş bayramınızı kutlar, hepinize ailenizle geçireceğiniz neşeli günler dilerim.

Related Posts Widget for Blogs by LinkWithin