PASTALAR

PASTALAR
MUSLU,KREMALI,ŞEKER HAMURLU PASTALAR

KEKLER

KEKLER
CHEESECAKE,MUFFİN,CUPCAKE,BROWNIE

KURABİYELER

KURABİYELER
MAKARON,TATLI ÇÖREK,BISCOTTI,TUILLE

TARTLAR

TARTLAR
PAY,BAR,TARTOLET

İMDAAATTT ;YAPILMASI GEREKENLER LİSTESİNDEN BIKTIIMM

29 Ekim 2008 Çarşamba

Artık başka bir blog açayım diye düşünürken bu akşam birde baktım ki blogspotlar açılmış !
Şimdi, nedeni belirsiz kapatılıp nedeni belirsiz açılınca insan huzursuz oluyor. Aman yarın çocuk oyuncağı gibi ha kapandı ha açıldı olmasın ?

Malum kapama kararını duyunca hepimiz şok olduk.Ama ben üzerine birde bronşit oldum. Bilemiyorum artık dertlendim de ondan mı ? yoksa kızımın okulu ile ev arasında yediğim rüzgardan mı?

Ama zamansız bir hastalık olduğu kesin. Arabamı tam satışa vermiştim, onunla ilgili bazı evrakları tamamlaman gereken dönemde ben yatak döşek yatıyorum. Ayrıca kızımın doğum günü var. Cumartesi evde pazartesi de okulda kutlayacağız. Gelgör ki ben pastalar için hiç hazırlık yapamadım.

Ben hasta olunca öyle fazla yatamayanlardanım. Hele birde yapılacak listem varken, koşturmam gereken işlerim ve temizlenmeyi bekleyen bir evim. Saolsun aşkım bulaşığı makineye atıp yıkadı, mutfağı şöyle bir toparladı ama evin halini gördükçe bana afakalarda bastı. Sonunda dün öğleden sonra eşimin koluna girip kızımızı okuldan almaya birlikte gittik. Bugün antibiyotiklerin ve kızımın sevgisinin gücü ile ayağa kalkıp kızımı okula götürdüm. 29 Ekim programlarını izledim. Minicik anasınıfı öğrencileri liseli abi ve ablalarının karşılarında cumhuriyet şarkısı söylediler. Gerçekten aldıkları alkış ve tezahuratlar görülmeye değerdi.

Eh ben ayağa kalktım deyip kızımla birde Foruma alışverişe gittik. Amacım pasta için gerekenleri almaktı. Öncelikle 30*40 ebadında bir kek kalıbı almaya niyetliydim. Ama Esse'de bile yoktu. Derin'e kıyafet toka derken başım döndü. Öyle yorgun hissettimki kendimi ,mağazadan aldıklarımı bırakıp çıkmışım.Arkamdan yetişip vermeseler haberim yok. Sonuçta Kipa'ya girmeyi gözüm kesmedi. Zaten eksikler neydi onu bile hatırlayamadım. Beynim sünger formunu almış olduğu için robot gibi düşünmeden içgüdüsel hareket etmeye başladım.

Eve gelir gelmez uzandım ve hemen sızmışım. Halada başım bir garip. Sanırım tansiyonum tekrar düştü.

Yarın dinlenirim de diyemem. Bornova'ya inmem lazım. Bankaya gideceğim, sonra vergi dairesine, sonra kek kalıbınada bir mağaza var son umudum oraya bakacağım ve şeker hamuru için marsmallow almamda lazım. Tabii bu arada evide temizlemeliyim ama nasıl ?

Bu güzel 29 Ekim akşamında lazımlar listemle yatağıma gidiyorum , gördüğünüz gibi tavuk gibi erkenden yatıyorum. Tavuk dedimde kendimi birden Zerrin'ciğimin tabağındaki kızarmış tavuk gibi hissettim. Her neyse bunlar hastalık ve antibiyotiklerden sersemlemiş zihnimin oyunları.

Hepinize sağlıklı güzel günler diler kafamı yastığa gömerim...

KINIYORUM VE PROTESTO ETMEYE ÇAĞIRIYORUM ;BLOGSPOT KAPATILDI !!!

24 Ekim 2008 Cuma

Bloguma ve daha nice paylaşımların yaşandığı değerli bloglara erişim bugün engellenmiştir.
Fikir ve düşünce özgürüğünün sözde olduğu, sözde demokratik ülkemiz bir faşist kararı daha aldı.
Hepimize hayırlı uğurlu olsun.

T.C. Diyarbakır 1. Sulh Ceza Mahkemesi 20.10.2008 tarih ve 2008/2761 sayılı kararı gereği bu siteye erişim engellenmiştir.

Engellenen sitenize kınama mesajınızı www.vtunnel.com dan girip bırakabilirsiniz.

KAYIP BİR VAKA ;GNOCCHİ

23 Ekim 2008 Perşembe

Geçen gün diyetisyenimle randevum vardı, diyeti bozmama rağmen güzel geçti.Hatta benim için oldukça tatminkardı. Düşününce neden tatminkar olmasınki? Tam bir terapi oldu bana.Hem yemek yapmak istemiyorum diye çocuk gibi mızmızlık yaptım, hem yapabilirsin gazını aldım, hem de üzerine diyetisyenim bana "Dünya Mutfağı Sağlıklı Tarifler" kitabını vermiş oldu.

Yol boyu kitabı inceledim ve hemen bir iki tarifi gözüme kestirdim. bu sabah erkenden kalkıp kızım için kitapta adı "Klasik Kahvaltılık Muffin" diye geçen benim kanaatimce çörek olan kalp şeklinde "muffinler" yaptım. tarifteki un miktarı bana az geldi hamur çok cıvık kalınca yaklaşık 2 bardak daha eklemek zorunda kaldım. Böylece yumuşacık olması gereken muffinler çörek oldular.Ama lezzetliydi.

Akşam yemeği için ise niyetim yine aynı kitaptan " domates soslu ve fesleğenli gnocchi" yapmaktı. tüm kararlılığımla yemeği yapmaya başladım. Patatesleri soydum tuzlu suda haşladım. Sonra kızımla alış verişe gittik. Geldikki patatescikler suyun içinde unutulmuş ve mevcut suyun tamamına yakınını emmişler. Olsun sorun yok, daha iyi besin değeri kaybolmamış dedim vee onları bi güzel ezdim. 2 yumurtayı çırpıp ekledim, tereyağ ve 1 çay bardağı un. Nee 1 çay bardağı ile ben sizce bu cıvık bulamaçı hamur kıvamına getirebilmir miyim? Hayır. Mümkün mü? " ama o kadar suyu çekti zavallacıklar tabi biraz cıvık olur" deyip başladım un eklemeye. Ekledim, ekledim, ekledim sonunda pes ettim, dolapta beklettim çıkardım baktım haala yapışkan. Umutsuz, yenik, aşkıma "artık senindir bu hamurumsu şey" dedim ve koltuğuma asık bir suratla gömüldüm.

Kısa süre sonra mutfağa kafamı bi uzattım, aa kocam gnocchileri bi güzel yapmış, unlu tepsilere kesip kesip koymuş. Sorun tespitinde de bulundu " sevgini vermelisin !" güzel de ben sevmiyorum ki yemek yapmayı nasıl sevgiyle yapabilirim ki? hem her deneme beni geriyor.

Neyse ben tarifi uygulamaya döndüm ama aksiliklerde devam etti.Öncelikle fesleğen yok evde. Bende yerine patlıcan ekledim.Onunlada kalmadım tavuk kanadı da ekledim.Domates sosta ise hiiç birşeye riayet etmeden kafama göre takıldım.

Tarifte uyduğum adımlarda oldu tabii. Mesela Gnocchileri haşlamak gibi...Evet Gnocchilerimi kaynamış suda haşlayıp sonra hafifçe kızarttım. 1 patlıcanı da enlemesine ince ince kesip kızartıp fırın kabının altına bir sıra döşedim.Üzerine patates hamuru, tavuk kanataları ve tekrar patlıcan.Üzerine de domates sosu...

Evdekilerin tek yorumu "hımm değişik " oldu.

Benden bu kadar. Yemek denemelerim bir süre askıya alınabilir. Ben size kitaptaki tarifi aynen veriyorum.Ama Evcilkedi püf noktaları ile anlatmış.Bence denemek isteyenler önce buraya tıklasınlar.
DOMATES SOSLUVE FESLEĞENLİ GNOCCHİ

Domates sosu için

2*425 gr domates püresi (hazır satılmaktaymış !? ben normal iri bir domates kullandım) 1 yemek kaşığı sıvı yağ ( evet kullanıldı)


1 soğan ( yarım soğan kullandım)


1 kereviz sapı ( ne kendisi nede sapı evde mevcut değildi )


2 havuç ( vardı ama o stresle aklıma bile gelmedi )


1/2 fincan taze fesleğen ( ahh saksıda bir fesleğenim olsaydı keşke !)


1 çay kaşığı toz şeker ( niye koymadım bende bilmiyorum?)


1/2 çay kaşığı karabiber ( aa unuturmuyum hiç ?)


Tuz





Gnocchi için


1 kg patates


2 çorba kaşığı tereyağ


1 çay bardağı un ( un miktarı tam 3 cup )


2 yumurta


3 çorba kaşığı rendelenmiş parmesan peyniri ( Evde güzel bir çeçilim vardı onu kullandım)


Hazırlanışı; Sos Sıvı yağ kızdırılır, içine soğanlar, kereviz sapı, ve havuç eklenir ve 5 dk kavrulur. domates püreleri, şeker,tuz,karabiber ilave edilip 20 dk kaynatıp ocaktan alınır. Üzerine fesleğenler eklenir.

Gnocchi ;Patatesler soyulur ve kaynamış suda 15 dk haşlanır. Suyu süzülüp püre haline getirilir. Tahta kaşıkla tereyağ, çırpılmış yumurtalar ve un eklenip iyice karıştırılır. Soğumaya bırakılır. Karışım unlu bir yüzeyde ikiye bölünür. 2 parmak kalınlığında rulolar yapıp 3-4 cm kalınlığında parçalar kesilir. Bu parçalarda 3 dk kadar kaynamış suda haşlayın. Geniş bir servis tabağına alıp sosu ilave edin.

Hepinize afiyet olsun.. :))

MUZLU ARMUTLU MİLFÖY PASTA

22 Ekim 2008 Çarşamba

Ne zaman Ankara'ya gitsem mutlaka Tunalı Hilmi caddesinde bir gezinirm.Sevdiğim ve hala açık olan bir iki yer vardır, oralara geleneksel ziyaretimi yapıp sevdiğim lezzetleri tadarım. Tunalı'da Cafe de Cafes'te jambonlu tost, Kıtır piliçte kumpir, Akman'da kanyaklı pasta gibi...

Tunalı Hilmi Caddesi üzerinde Flamingo vardır, oranın milföylü çilekli pastalarına bayılırım. Hatta Haziran sonu babamın ameliyatı için gittiğimde bir ara derede kızımıda alıp hemen pastanede soluğu aldım. Milföylü pasta ve küçük meyveli pastacıklardan ( bir adı var onların ama ben şimdi imkansız hatırlayamam ) alıp yolda kızımla kıkırdaya kıkırdaya yedik.

Aaa benim kızım pek uyumludur. Öyle gezme tozma alış veriş olaylarında hiiç yorulmadan saatlerce gezer. Eh yanımda harika bir gezi arkadaşı, pudra şekerini parmaklarımızda yalaya yalaya Kuğulu Parka kadar gittik.

Ama milföylü pastanın tadı damağımda kaldı. Nedense İzmir'de rastlayamadım milföylü pastaya, ya ben farkedemedim yada bu çevrede yok.

Gel zaman git zaman , üç aylık işsizlik döneminde aman bunu niye denemedim demeyeyim diye ( yoksa tatlı manyaklığından değil!) buzluktaki milföylerimi çıkarıp yapmaya karar verdim.

Bloglarda bir sürü tarif vardı. Ben yine benim gibi Ankara'lı bir arkadaşın Oburkedi'nin tarifini denemeye karar verdim.

Önce milföyleri dikdörtken şeklinde biraz açtım ( iki katı olacak şekilde) , sonra kremayı yapmaya başladım.


Kremada sütlü karışımla kuru karışımı bir araya getirdiğimde bayaa yoğun kıvamda bir krema elde ettim. Bana fazla yoğun geldi. Bir daha ki sefere 500 ml den biraz fazla süt koymayı düşünüyorum. Ve tabii meyve ekledim tarife. Ya çikolatalı olmalı pasta yada meyveli düsturuna uygun oldu pastam.
Derin okulda gelince babasından gizlice mutfağa dalıp bir taneyi anneciğinin ellerinden yedi. Pudra şekeri delillerini silip salona geçip uslu uslu oturup yemek saatini beklerdek birbirimize bakıp muzip muzip güldük.

Yemekten sonrada iki adet daha götürdü küçük cadı. Ben mi? yoo ben yemedim, belki ucundan tadına bakmışımdır sadece ???


Tarifi linkten de alabilirsiniz ama ben buraya da iliştireyim


MİLFÖYLÜ PASTA



* Milföyleri iki katı olacak şekilde biraz unla açın.

* 4 parçaya bölüp çatalla delikler açın.( yoksa puff kabarık oluyor .denedim emin olun)

*Altın rengini alıncaya kadar fırında pişirin

*500 ml sütle 50 ml çiğ kremayı birlikte kaynatın

* 2 yumurta sarısını 3/4 su bardağı kadar şekerle çırpın.(Denedim 150 gr gerçektende 1 su bardağının 3/4 üne denk geliyor.)

* 60 ar gr un ve nişastayı vanilya ile karıştırın. ( 60 gr yaklaşık 1 çay bardağı oluyormuş bunu ölçmedim)

*Kaynamış sütü unlu karışımın üzerine topak oluşturmamaya dikkat ederek ( ben sütün 1/3 ünü ekleyip iyice çırptım kalanıda iki seferde una ekledim) ekleyin.

*Tekrar tencereye alıp koyulaşana kadar pişirin.( Benim kremam zaten bu aşamadan önce koyulaşmıştı bu nedenle fazla ocakta kalmadı.)

*Tencereyi ocaktan alıp buzlu su dolu bir kaba yerleştirip aralıklarla kremayı karıştırın.

*Kremanız soğuyunca milföyün üzerine krema tercihinize göre benim gibi dilimlenmiş meyve ( ben muz ve armutu dilimleyip böğürtlenli soğuk jöleyle karıştırıp kullandım.Bu yüzden resimde muzlar pembe gibi çıkmış) koyup bir kat daha milföy, tekrar kreme ve meyve ve son kat milföy koyup boool pudraşekeri serpip afiyetle yiyebilirsiniz.

Krema bende arttı, haliyle koyuda olmuştu. Ancak lezzetine söz yok.Artanıda üzerine meyveler koyup kuplara koydum, Derin hanım bir tanesini yedi bile..

Hepinize afiyet olsunnnn..


BOL KAKAOLU BÖĞÜRTLENLİ TOPLAR

21 Ekim 2008 Salı

Geçenlerde ekmek makinamda kek yapmaya karar vermiştim.Kek maalesef ekmek dokusunda çıkınca evdeki herkes hayal kırıklığına uğramıştı. Bol kakaolu ve damla çikolatalı güzelim kekimin kimsecikler yüzüne bakmayınca bende buzdolabı poşetine atıp kaldırmıştım.
Ee gel zaman git zaman Zehra garip denemelerinden birini daha yaptı. Çikolatalı makaronun başarısı ile başım dönmüştü.Birden kendimi kırk yıllık pastacı sandım. O sanrı ile buzluktaki böğürtlenleri çıkarıp kolları sıvadım. Sevgili Zinnur'un kestaneli makaronunu aynen alıp kestane yerine içine böğürtleni ezip koydum.

Herşey pek güzel başlamıştı. Hala keyifliydim taakii ilk tepsi fırından çıkıncaya kadar. Amanın o da ne? ben yapa yapa yumuşak beze yapabilmişim !

İkinci tepsiyi daha uzun tutup bu defa sert beze elde ettim. Derken tüm makaronlar pembe bezeler şeklinde mutfak tezgahında sıralandı. Bu aşamada bırakmak gerekir ama ben durdurulamaz bir " saplantılı" yım. Böğürtlenli kremayıda yaptım tabii. Ama ne krema, akıcılık sıfır. Çünkü böğürtlenler suyunu bırakınca krema birtürlü katılaşmadı.Bende göz kararı nişasta ekleyiverdim. Oldumu size kekimsi bir krema ( hiç nasıl bir krema kekimsi olur diye düşünmeyin ben arada bir başarıyorum ).

İşte bu kakaolu toplar bu iki maceranın birleşiminden dünyaya geldi.

Keklerimi ufaladım. Üzerine 100 mg kadar krema döküp yumuşattım. Böğürtlenli kekimsi kremayıda ekleyince güzel lezzetli bir hamur oldu.

Ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp yuvarladım. Bol kakaoya bulayıp tabağa dizip kızımın okuldan gelmesini bekledim.

Ben bir beklerken tam iki gurme çıkıverdi karşıma. Derin'in okul arkadaşı Zeynep'te misafirimiz oldu vee kakaolu böğürtlenli toplar 10 dk içinde tüketilmişti. Ama Derin'e sorarsan hepsini Kaptan Kanca yemiş, Zeynep'e sorarsam Peter Pan gelip yemiş. Eee yüzlerinde muzip bir gülümsemeyle birde ellerini uzatıp gösteriverdiler " hani ellerimizd kakao bile yok baksana" diye.

Afiyet şeker olsun minik kelebeklerime...

KABUSUM OLDUN STRAWBERRY SHORTCAKE !!

13 Ekim 2008 Pazartesi

Küçük hanım doğumgünü yaklaştıkça daha bir heyecanlanmaya başladı. Doğumgününde nasıl bir pasta istediğini her uygun zamanda uzun uzadıya hemde ayrıntılarıyla anlatıyor.

" Geçen doğum günümde pony yapmıştınya anneciim ama şimdi çilek kız yaparmısın lütfenn anneciiimm, nooluur ben çok seviyorum çilek kızıııı...yanında da ben oliimm bi de portakal çiçeği ve kalpleeer....."

Tabii çocuk benim usta bir pastacı olduğumu sanıyor. Hoop annesi enfes bir pasta yapıp üzerinide çilek kızla süsleyecek , olmadı birde üstüne Derin'i yapacak olmadı birde Portakal çiçeği kızını yapacak kalpler koyacak pembe pembe koccaman bir pastaaa.

Vay bee beni gözünde bayaa büyütmüş anlaşılan ?

İşin kötüsü benimde bunu başarmam icapediyor. Ama nasıl?

Hanım efendinin doğum gününe daha 15 gün var ama beni hafften bir telaş sarmaya başladı. Eee hergün doğumgünü partisi ile ilgili hayallerini heyecanla anlatan bu minik cadıyı dinleseniz sizinde telaştan elleriniz titremeye başlar. Önce menüyü hazırla, sonra doğum günü pastasının içeriğine karar ver ( bizim kız biraz seçicidir de) , üzerini süsleme konusu ayrı bir muamma ( anlattığım gibi beklentisi yüksek) , ve birde parti süsleri ( eyvahki eyvah bu konu çok fenaa) ?

*Pandispanya ile işe başlayalım. Benim kızım fazla kekli pastayı, krem şantili kremaları da pek sevmez. Bol çikolatalı krema yada bol meyveli krema ve az kek seviyor ? Hadi bakalıımmm ?? az kekli bol kremalı ve üzeri şeker hamurlu nasıl olacak ki? hemde benim acemiliğimle birleşince bunlar nasıl bir şaheser ortaya çıkacak ki?

* Pasta bir, parti süslemeleri iki arkadaşlar. İzmir'de çilek kız temalı parti süsleme ve malzemeleri yoookk! Çilek kız maalesef fazla favori değil bizim memlekette. Ama hadi bunu Derin'e anlat. O tabağından, bardağına, peçetesinden masa örtüsüne kadar çilek kızlı olsun istiyor. Vay başıma gelenler....

*Bu da bitmedi doğumgünü hediyesi olarakta çilek kız bisikleti istedi !!!!
Kızıııımm çilek kızlı yoook , yok valla arıyorum hala yok bulamadım. Bisiklet neyse, o konuda kıvırdım, ama parti malzemeleri ve pasta konusunda çok kararlı .

Önümde 15 gün var ve ben henüz parti malzemelerini bulamadım :(

Çilek aradım pasta için o da yok :(
Kısacası İzmir çilek ve onunla alakalı herşeyden uzakta huzurlu, bir bizim ev hariç.
Bol çilekli günler dilerim...

ASTIM,ALERJİ VE ÇİKOLATALI MAKARON

11 Ekim 2008 Cumartesi

Bu aylar benim alerjilerimin hortladığı dönemler. Sabah hapşurarak güne başlıyorum.Her daim yanımda bir kağıt mendil oluyor, gözlerim kaşınıyor, öyleki bazen gözümü kaşımaktan yoruluyorum.
Bu sabah boğaz ağrısı ve üşümede eşlik etmeye başladı hapşuruklarıma. Alerjik hapşuruk yerini gribal hapşuruğa bıraktı.Ama ortak payda hapşuruğun herdaim olması.
Birde üzerine astım eklenince tablo tam oldu. Bu kadar geniz akıntısı, hapşuruk vb doğal olarak astımı tetikledi. Ço kötü olmasada hırıltı ve tıkanma hissi arttı. Gece uyuyamama yada uyanmalar başladı. Gün içinde de fazla efor sarfedemiyorum. Çabuk yorulmaya başladım. Ama görüyorsunuz bunca engele rağmen ilk makaronumu yaptım. Dün kızımı okula bırakır bırakmaz hazırlıklarımı yaptım demek isterdim ama öyle olmadı.eve gelip yaklaşık 1 saat uyuma ile sızma arası bir şekerleme yaptım. Böylece gücümü toparlamış oldum.Sonra kalkıp adım adım Zinnur'un izinden giderek makaronlarımı hazırladım.Tepsiye sıkıp, öylece bırakıp kızımı okuldan almaya gittim.

Eve döndüğümüzde aslında canım çıkmıştı ama işin son kısmı en kolay ve kısa bölümüydü ;yani 10 dk pişirme.
10 dk sonra makaronlar hazırdı. Kremasını araya sürüp birleştirince gözlerim ışıldadı.Hele birde Derin" çok güzel olmuş bu kurabiye olmuş bunlar " deyince yorgunluk morgunluk kalmadı :)

Tabii asıl başarı makaron tarifini adım adım resimleriyle destekleyerek, bu kadar açık ve güzel anlatan Bizim Pastane Zinnur'a ait. Çok çok teşekkür ediyorum kendisine.
Makaron tarifini vermeyeceğim çünkü Bizim Pastane'de çok ayrıntılı anlatılmış.Buraya kopyalamak istemedim çünkü tüm adımları harfiyen yaptım ve ekstra hiçbirşey eklemedim.
Ama en kısa zamanda farklı çeşitlerini deneyeceğim. Mesela limonlu, böğürtlenli, balkabaklı yapsak nasıl olur diye düşünüyorum ? renk renk makaronları düşünün bir ...
Artık biraz kendime gelince onlarıda denerim. Ama önce astım alıp başını gitmeden kontrol altına almam lazım.Yoksa değil yazı yazmak gözlerimi bile oynatmaya halim olmayabilir !
Hepinize sağlıklı güzel günler dilerim.

Sevgiyle kalın.

DERİN'İN 2008 KIŞ KREASYONU

5 Ekim 2008 Pazar

Anneciğim kış için sevgili torununa ciciler yapmış. Herbiri birbirinden güzel pançolar, elbiseler... Herbiri annemin el emeği göznuru ile yapılmış. Derin o kadar çok sevindiki, hemen herbirini deneyip poz verdi.
Eee modelim güzel , örgü kıyafetler güzel. Fotoğraf çekmek bu durumda bir hayli kolay oldu :)
İşte 2008-2009 Kış Kreasyonumuz...
İzmir'in ılık sonbaharı için yeşil bir panço
Soğuklarda hem bodysinin üzerine hemde mantosunun üzerine giyebileceği özellikle göğüs kısmını sıcacık tutan kısa pançolar.
Ve küçük hanıma çeşit çeşit elbiseler...
İşte buna bayıldı kızım.Herşeyden önce pembe, fırfırlı ve dans için mükemmel tasarlanmış !
Kırmızı elbise
Vee boncuklu elbise...Kutudan bunlar çıktıkça insan bir tande de kendisine birşey çıkmasını bekliyor.Anneee hani bana ??

BENİM PORTAKAL RENGİ ÇANTAM

4 Ekim 2008 Cumartesi


Bir bayram daha bitti. Bayramın ilk iki günü baş ağrısı ile geçti. Genel olarak hüzünlüydüm, İzmir'in puslu havasıda beni hiç yalnız bırakmadı. O ara ara yağdı ben hüzünlendim.Ben hüzünlendim o yağdı...
Kendimi bir ara kaybedip pasta böreğe verdim. Sonra verdiğim kiloları tekrar alınca kendimi toparlamaya karar verdim.Tüm tatlılar imha edildi ve bir süre tatlı ve türevlerini denememe kararı aldım.
Ve bayramın 3. günü düzeldim, tehlikesiz ve kalıcı birşey yapmalıyım dedim. Hemen bir kumaş çıkarıp kesip biçtim.Öğlen başladığım çanta akşama bittiğinde keyifle aşkıma gösterdim. İlk defa yüzünde beğeni ifadesi gördüm. Bu çantayı gerçekten beğendi.
Yaptığım çantaların şöyle bir fotoğraflarını çekeyim dedim.Birde ne göreyim ev çanta kaynıyor.

İrili ufaklı yapmışımda yapmışım...


Mesela bu ikisini arka arkaya yapmıştım. Bıraksalar bir tane daha yapardım ama aşkımın "başka bir model daha denesene " uyarısıyla kendime gelip aşağıdakileri yaptım.

Aslında bunlar geri dönüşüm denemeleri.Kot pantolandan düğmeli bir çanta yaptım. Kodex beyaz çantasının önüne kadife kumaş geçirerek yeni bir çanta yaptım.Nedense hep enson yaptığımı daha çok beğeniyorum. Şimdi de kural bozulmadı ...
Ya sizin favoriniz hangisi ?

ÇANTAYA GEEL !!

3 Ekim 2008 Cuma

Tarihteki ilk ticaretin değiş tokuş yöntemi ile yapıldığı söylenir. Benimde kendi tarihimde bu yöntemle başladı herşey.

Sevgili arkadaşım Mine boğazıma düşkünlüğümü fırsat bilip üç çeşit yemek önerince bende hemen teklifin üzerine atlayıp kabul etmiştim.
Ve zaman içerisinde tarihte ticaret şekli nasıl değiştiyse, benim bu basit tarihimde de ticaretin "para" ya döküldüğü gün geldi çattı.
Komşumun kızı sevgili Nazlı Kirazlı çantayı ve telefonluğu çok beğendi ve satın aldı. doğrusunu söylemek gerekirse insan yaptığı birşey beğenldiğinde heleki karşılığında da ufakta olsa bir şey aldımı daha bir gayretleniyor.




Telefonluk pembe ve siyah kadife ve parlak çıtçıtlardan oluştu. Sade ama benimde severek yaptığım küçücük bir çanta.

Kirazlı çanta ise gerçekten en sevdiğim çantalarımdan biriydi. Yine parlak çıtçıtlar kullanıldı kenarlarına. Çantanın yan ve alt kısımlarında da çıtçıtlar konarak ister bu çıtçıtları açarak çantanın iç haznesini genişletmesi yada kapalı tutarak daraltması sağlandı. Yine kuşgözü çakılarak kurdele ile hareketlendirildi.

Sevgili Nazlı güle güle kullan çantalarını...

 

2009 ·cafederins by TNB