PASTALAR

PASTALAR
MUSLU,KREMALI,ŞEKER HAMURLU PASTALAR

KEKLER

KEKLER
CHEESECAKE,MUFFİN,CUPCAKE,BROWNIE

KURABİYELER

KURABİYELER
MAKARON,TATLI ÇÖREK,BISCOTTI,TUILLE

TARTLAR

TARTLAR
PAY,BAR,TARTOLET

NE SENİNLE NEDE SENSİZ !

29 Mayıs 2008 Perşembe


En baştan söyleyeyim resimle konunun hiçbir alakası yok. İçimi açtığı için koydum :)
Biraz sağlık sorunları ile başım dertte. Aslına bakılırsa çokta ciddi değil, kronik hastalığım Astım .Astım dönem dönem beni zorlayabiliyor ,son günlerde birde üzerine enfeksiyon eklenince nefes darlığım arttı .Böyle dönemlerde bile ufak fiziksel hareketler bende büyük yorgunluk yaratıyor ve nefes almam zorlaşıyor.Mesela yıkanmış elbiseleri katlarken tıkanıp kalabiliyorum.Ama güçlü bir bünyem var aynı hafızam gibi ; çabuk toparlanıyorum sık hastalanıyorum. Sevinmeli miyim acaba ?!

Astım bence çok garip bir hastalık.Neden mi ? çok iyi hissediyorum çoğu zaman kendimi.Ama birden ters kepçe olup bir merdiven çıkınca nefes nefese kalabiliyorum.

"Aaa nefes almak en doğal şey ?" derken her nefeste akciğerlerim acı içerisinde büzülmeye başladığı dönemlerde de " nefes almak ne zor şeymiş tanrım !!" diye rahat nefes aldığım günleri zorlukla hatırlıyorken buluyorum kendimi. Sanırım balık hafızalıyım.Çabuk unutuyor zor hatırlıyorum.

En zorlandığım şey düzenli ilaç kullanmaktır. Anladığınız gibi ilaçlarımı kendimi iyi hissedince aksatmak gibi bir huyum var. Ama iyi haber ;artık kendimi uzun süre iyi hissedemiyorum buna bağlı olarakta astımım kendisini sıksık hatırlatıp, ilaçlarımı düzenli kullanmamı sağlıyor.

Astım alerjik nedenlerle de, fazla yemek yiyip miğdeniz rahatsız olunca da, sıkıp üzülünce yada ilaçlarınızı çok düzenli kullanmanıza ve görünürde bir neden yokken de gelebilir...Astım böyle dengesiz olunca astımlıda dengesiz oluyor.En azından ben öyleyim.

Sonuç olarak astımla yaşamakta astımlı ile yaşamakta zor.

ŞİLE

25 Mayıs 2008 Pazar


İkigündür evde yoktum, iş nedeniyle Şile'deydim. Hoş bir gezi gibiydi sadece yanımda sevdiğim ve kuzum yoktu. Gerçi tatil için asla tercih edeceğim bir yer değildi gittiğimiz yer. Yemekler, temizlik vb kötüydü. Neyse artık evimdeyim, yarın işe gideceğim düşüncesini saymazsak bugüne ait herşey güzel...
Şuanda küçük cadım uyuyor, uyanınca kim bilir nerelere gitmeyi planlayacak ? Ee bugün onun günü, iki gündür beni bekliyor evde. Akşamki planımız önce banyoda güzel bir duş yapmaktı. Banyo jölesi ile yıkanıp, yeni şampuanı ile saçlarını temizleyip missler gibi kokmak ! Ah şu kız çocukları yok mu? işleri güçleri süslenmek, güzel kokmak... Ama o da haklı şu yeni şampuanı acaip birşey günlerce saçları misler gibi koktu. Neyse başka bir yazının konusu olsun bu...şimdi bende biraz dinleneyim.Nede olsa yarım saate kadar cadı kalkar...

KAVRAMLAR VE YILLAR ; İYİKİ DOĞDUM....

16 Mayıs 2008 Cuma


Bir yıl daha yaşayıp bitirdim ve toplarsak tam 36 yıldır dünyadayım. İlk yıllarımı saymazsak hatırayabildiğim yaşlarımdan itibaren fazla düşünen bir çocuk olduğumu söyleyebilirim. Asına bakarsanız pekte faydasını görmedim bu yönümün. Herşeyi irdelerken objektif olmayı öğreniyorsunuz ama yaadıklarınızada yabancılaşmanız an meselesi olabiliyor. Ve çevreniz sizi soğuk ,mesafeli ve kibirli olarak değerlendirebiliyor.

Yıllar geçtikçe "ben sizin sıfatlarınızın tümümüyüm yoksa siz beni belli sıfatlaramı sıkıştırmayı istiyorsunuz?" sorusunu sormaya başladım ve kim olduğumu anlama yolculuğum başladı. 36 yılda ne öğrendin derseniz ? yanıtım kısa ve öz ; basit bir insanım. Herkes gibi ve herkesten ayıran küçük farkları olan bir küçük insanım.

Yaşamanın zor olduğunu ve hep insanı mutlu etmeyen beklenmedik süprizlerle dolu olduğunu hissedip korktuğum anlarda olurdu ve ne yazıkki hala da bu duyguyu hissederim.Ama mademki insanız yaşanacaklara da göğüs gerecek gücü o anlarda buluruz deyip yoluma koyuluyorum.

Koca kainatı anlamaya çalışsamda asla anlayamayacağım, belki biraz hissedeceğim. Zayıf ve güçsüzüm doğanın gücü karşısında, sevgi ve şefkate ihtiyacım var hala 3 yaşındaymışçasına.

Ve hala anlayamıyorum 36 yılın anlamını? sadece bir sayı ,bir işaret, bir kavram gibi geliyor. İçi boş ve sen ne istersen o olabilecek bir kavram.

Tüm herşey gibi biz yarattık biz içini doldurduk biz inandık...

SEVGİLİ KIYMETLİME...

11 Mayıs 2008 Pazar


Sevgili güzel anneciğim,

Ergenliğime kadar evde bizimle oyunlar oynayan, çevremde gördüğüm otoriter annelerden çok çok farklı olduğu için benimseyemediğim hep eleştirdiğim bir yabancıydın.

Seni ancak bir gençlik dergisinde okumuş olduğum "anneler ve kızları" isimli makaleyle tanımadığımı ve tanımayarak çok şey kaçırdığımı anladım. O makaledeki kız gibi annemi inceliyor ve yargılıyordum. Aslında hep rakibimdin babamın ilgisini paylaştığım. Bunu öğrendiğim gün rekabette bitti, yabancılıkta.

Sevgili anneciğim , tüm gençlik yılların 3 çocuk ve kalabalık bir ailede varolma savaşı ile geçti. Ama içindeki çocuğu hep canlı tuttun. Zorlu geçmesine rağmen yaşamın ve genç yaşta kaybetmeyi öğrenmene rağmen mutlu olmayı, hayata gülen gözlerle bakmayı başardın. En önemlisi çocuklarınla hem iyi bir arkadaş hemde keyifli bir anne oldun.

Senin sayende küçük şeylerin insanı mutlu ettiğini ve küçük şeylerden mutlu olmayı öğrendim.
Şimdi kızıma da öğretmeye çalışıyorum.
Senin sayende hep bir tarafım çocuk ve içimdeki çocuğu dinlemeyi öğrendim.
Kızımında içinde bir yerlerde hep yaşatmasını istiyorum o çocuğu..

Sevgili anneciğim, seni anladığımı sanıyordum taa ki anne olana kadar.
Anne olduğum gün anladım annecim seni ; kaygılarını, acılarını, mutluluğunun kaynağını...
Anne olduğum gün anladım sana ne kadar çok ihtiyacım olduğunu ve hep olacağını...

Anneciğim iyi ki varsın, sevgili KIYMETLİM.
 

2009 ·cafederins by TNB