PASTALAR

PASTALAR
MUSLU,KREMALI,ŞEKER HAMURLU PASTALAR

KEKLER

KEKLER
CHEESECAKE,MUFFİN,CUPCAKE,BROWNIE

KURABİYELER

KURABİYELER
MAKARON,TATLI ÇÖREK,BISCOTTI,TUILLE

TARTLAR

TARTLAR
PAY,BAR,TARTOLET

BOL KAKAOLU BÖĞÜRTLENLİ TOPLAR

21 Ekim 2008 Salı

Geçenlerde ekmek makinamda kek yapmaya karar vermiştim.Kek maalesef ekmek dokusunda çıkınca evdeki herkes hayal kırıklığına uğramıştı. Bol kakaolu ve damla çikolatalı güzelim kekimin kimsecikler yüzüne bakmayınca bende buzdolabı poşetine atıp kaldırmıştım.
Ee gel zaman git zaman Zehra garip denemelerinden birini daha yaptı. Çikolatalı makaronun başarısı ile başım dönmüştü.Birden kendimi kırk yıllık pastacı sandım. O sanrı ile buzluktaki böğürtlenleri çıkarıp kolları sıvadım. Sevgili Zinnur'un kestaneli makaronunu aynen alıp kestane yerine içine böğürtleni ezip koydum.

Herşey pek güzel başlamıştı. Hala keyifliydim taakii ilk tepsi fırından çıkıncaya kadar. Amanın o da ne? ben yapa yapa yumuşak beze yapabilmişim !

İkinci tepsiyi daha uzun tutup bu defa sert beze elde ettim. Derken tüm makaronlar pembe bezeler şeklinde mutfak tezgahında sıralandı. Bu aşamada bırakmak gerekir ama ben durdurulamaz bir " saplantılı" yım. Böğürtlenli kremayıda yaptım tabii. Ama ne krema, akıcılık sıfır. Çünkü böğürtlenler suyunu bırakınca krema birtürlü katılaşmadı.Bende göz kararı nişasta ekleyiverdim. Oldumu size kekimsi bir krema ( hiç nasıl bir krema kekimsi olur diye düşünmeyin ben arada bir başarıyorum ).

İşte bu kakaolu toplar bu iki maceranın birleşiminden dünyaya geldi.

Keklerimi ufaladım. Üzerine 100 mg kadar krema döküp yumuşattım. Böğürtlenli kekimsi kremayıda ekleyince güzel lezzetli bir hamur oldu.

Ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp yuvarladım. Bol kakaoya bulayıp tabağa dizip kızımın okuldan gelmesini bekledim.

Ben bir beklerken tam iki gurme çıkıverdi karşıma. Derin'in okul arkadaşı Zeynep'te misafirimiz oldu vee kakaolu böğürtlenli toplar 10 dk içinde tüketilmişti. Ama Derin'e sorarsan hepsini Kaptan Kanca yemiş, Zeynep'e sorarsam Peter Pan gelip yemiş. Eee yüzlerinde muzip bir gülümsemeyle birde ellerini uzatıp gösteriverdiler " hani ellerimizd kakao bile yok baksana" diye.

Afiyet şeker olsun minik kelebeklerime...

6 yorum:

Leyya dedi ki...

aslında bence onları kaptan mağara adamı yemiş))yazıyı okurken aramızda had safhada bir benzerlik olduğunu hissettim.siz durdurulamaz bir saplantılı bense saplantılı bir durdurulamazım))ikisi de aynı şey..ama eger siz dursaydınız kek buzlukta duracaktı,böğürtlenli krema kapta duracaktı,çocuklar okuldan gelip sofrada tatlısız duracaktı belki))ı ıh!durmamak lazım bence..sevgiler selamlar

22 Ekim 2008 14:34
Zehra Gürgen dedi ki...

İşte benim gibi bir durdurulamaz daha ! yaşasın yalnız değilim :)) Leyyacım biz biraraya gelsek kimbilir ne eğlenceli denemeler ortaya çıkar?

sevgiler

22 Ekim 2008 16:10
yeşim dedi ki...

bende gurmen olmak istiyorumm o güzel kokuyu alabiliyorum çünkü

ve zehram silikon kalıbı mutalaka iyi yağlamalısın ve karışık karışımlar yerine kakaolu sade kekler kullanırsan yapışmıyor dağılmıyor yoksa senin başına gelenler banada olmuştu

sevgilerr

22 Ekim 2008 17:27
Zehra Gürgen dedi ki...

Yeşimcim keşke gurmem olsan, İzmir'de hiiç yakını olmayan yalnız bir Ankaralı olarak nasıl sevinirdim bir bilsenn..Düşün o kadar yalnızımki kızım okulundan arkadaşlarını getirince ( dikkatini yaşlarına çekerim 5 yaş !) bi seviniyorum bi seviniyorum anlatamam. ( aramızda kalsın; onlarla oyunda oynuyorum).
Slikon kalıp uyaın için çok teşekkür ederim canım.Ben birde sade deneyeyim bakalım başarabilecekmiyim çiçek şeklinde kekler?
sevgiler

22 Ekim 2008 17:50
Hayatın Ta Kendisi Lokantası dedi ki...

Bu yazı oldukça gülümsememe sebep oldu :)
Sonuçta ortaya çıkan çıkan lezzet de, ben zaten bunu yapıcaktım ki dedirten türden olmuş :))) Ben genelde böyle diyorum çaktırmamak için.

Ellerine sağlık canım.

İstanbulda hiç yakını olmayan bir İzmir'li olarak çok iyi anlıyorum senin yalnızlığını. Öyleki benim arkadaşını getiricek minik bir kelebeğim bile yok...

Sevgiler

22 Ekim 2008 18:16
Zehra Gürgen dedi ki...

Çok teşekkür ederim Yasemin'cim.Eh iki yanlış bir doğru olduğu sürece bizim sırtımız yere gelmez. ayy İzmir'den sonra İst. zor olmştur. Ben mesdela Ankara'da artık yaşayamam. İzmir çoook güssell. Ama yalnızlık her şehirde aynı işte..
blogunu hemen ekliyorum takiptekilerime. sevgiler

22 Ekim 2008 18:54
 

2009 ·cafederins by TNB