Arkadaşlık ve dostluk çoğu zaman aynı şeymiş gibi gelsede bence ciddi farkları nedeniyle karıştırılmamalı. Arkadaşlarımız pek çoktur. Belli şeyleri beliri olanlarda paylaşırız onlarla. Dostlar tektir ,ömür boyunca şanslıysanız 2-3 dostunuz olur.Az ve ender görüşseniz de hiç ayrılmamışçasına sarılırsınız her defasında birbirinize. Hiç yanlış anlaşılmamış hiç yargı ve yorumlarla taciz edilmemişsinizdir. Dostlarınız sizi siz olduğunuz için sever, ama hatalıysanızda acımadan eleştirebilir.
En azından benim dostlukla ilgili genel bakış açım böyle.Çok fazla arkadaş canlısı olmayabilirim, iletişimden sohbetten hoşlanmama karşın seçmek gibi bir huyum var. Bu belki dışarıdan kendini beğenmişlik olarak görünsede az ama sağlam arkadaşlıklardan yanayım.Dostlarım ise her daim benim için özeldir. Parmakla sayabileceğim kadar dostlarım vardır. Onları yüreğimle severim.
Dostlar zor anlarda özelikle sınanırlar. O zor anları ya taşıyamaz ve arkanızı dönersiniz yada yanında olup dostunuun yapayalnız olmadığını hissettirirsiniz. İnsanın insandan başka nedirki beklentisi?
Ooo para, kariyer, ıvır zıvır bir sürü beklenti var biliyorum.Uzayda da büyümedim ama inadına kabul etmiyorum ,basit ve kısa vadeli çıkarlar için bence çook büyük değerler feda ediliyor.
En can sıkıcısı şu; dostunuz sıkıntıdadır, size elini uzatır siz o eli tutarsınız. Dışarıdan bir göz her zaman olayları ve durumları daha objektif görebilir . Buna ihtiyacı varsa bu görüşünüzü, gerekiyorsa ona olan inancınızı sunup azalan motivasyonunu toparlarsınız. Hatta yetenekliyseniz bu süreçte ona yaşam koçluğu yapar bakış açısını değiştirmesinde destek olursunuz. Bu işte afyondur. Arıza burada başlar...
Dostunuz açısından ne güzel parlak fikirler ve doğru sorularla ona yolunu tekrar bulmasında yardımcı olan biri vardır her daim yanında, artık kendisi düşünmemeye, sizi ağlama duvarı olarak kullanmaya da başlayabilir. Bu aşamada dikkat ! profesyonel bir danışman değilsiniz ! siz arkadaşsınız. Ve en kötüsü yardım ederken kolayca baston olabilirsiniz.
Dediğim gibi profesyonel danışman olmadığınız için gün gelecek arkadaşınızla bir sıkıntınızı paylaşmak istediğinizde karşı tarafta şaşkınlık yaratacaksınız.
Birincisi bu kadar objektif bakıp sorun ve çözümde nokta atışı yapan biri niye şimdi gelip bana bunarı anlatıyor ki diyecek. Ama yanıt basit. Terzi kendi söküğünü dikemez.
İkincisi sizin derdiniz onun derdinin önüne geçmemeli, haydi çabuk anlat rahatlada ben bir an önce kendi yaşadıklarımı anlatayım sende bana çözüm üret durumunu yaşamaya başlarsınız. Anlarsınızki tek taraflı bir ilişki yaşanmaya başlamış. Siz bir yerde bir hata yapmışsınız ama nerde?
Belki de hata gereğinden fazla olaylara müdahil olmandı? belki fazla duyarlı olmak? belkide kişileri baston kullanmaya teşvik etmendi bilmeden...
Ama sonuçta kesin olan birşey varsa o da artık ya dostunuza her seans için ( artık sohbet etmiyorsunuz, onun yolundaki engeller için danışmanlık hizmeti veriyorsunuz.Lütfen karıştırmayalım) saatlik ücret isteyeceksiniz. Ya da bastonsuz hayatına devam edebilmesi için yolundan çekileceksiniz.
Dostlara ithaf edilmiştir.
EVDEKİ KARMAŞA...
2 hafta önce


2 yorum:
Acımasız bir o kadar da gerçekçi bir yaklaşım..Yalnız danışmanlık hizmeti verirken yaklaşımının
27 Haziran 2008 20:42profesyonel olması sanırım seni sıkıntıya sokan.Bu durumdan kurtulabilmenin yolu kendini değiştirmek ise
bu sorunla yaşamaya devam etmelisin.Seni sen yapan güçlü duruşun , sakin karakterin..Bu özellikleri taşıyan birinin
sorun yaşayacağını düşünmüyor insan :) Sevgilerimle..
aslına bakarsan ne kadar durumu eleştiirsemde aslında memnunum. Sadece baston olmayı sevmiyorum. Tek başına yürümeleri için arada kenara çekilme ihtiyacı duyuyrum çünkü baston kullanmak kadar baston olmakta alışkanlık yaratabiliyor...
27 Haziran 2008 22:26Yorum Gönder